20 Şubat 2017 Pazartesi

Kraliçe Elizabeth’in Purcari’si ANFAŞ fuarda

Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Antal Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Badak 'ında hazır bulunduğu, ), ANFAŞ Expo Center'da, 24'üncüsü düzenlenen, Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı (Food Product ANFAŞ Genel Müdürü Murat Özer’in ve ekibin olağanüstü gayretleri sayesinde gıda, tarım, değerlerimizin dışarıya açılması hedeflerine hızla giden ticaret platformu sunan organizasyonda, yirmibir farklı ülkeden alım heyetlerin bulunduğunu katılımcıların memnuniyetine şahit olduk.


Mevcut pazar paylarını artırmak, uluslararası alıcılara etkin bir şekilde tanıtmak, güçlü bağlantılar kurmak amaçlı fuar katılımcılardan, yerli ve yabancı farklı ülkelerden, binden fazla ürün markalardan gözümüze çarpan et, balık, alkollü içecek grubundan, birkaç stantdan söyleşi bilgileri aktaracağız.


“Purcari şarabı”  İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in favori markası

Moldova'nın Ştefan Voda İlçesinde bulunan, Purcari Şarap Bölgesi'nde 1827'de kurulan ve ilk özel şaraphane olan, yıllar boyunca yüzün üzerinde madalya kazanan, “Purcari şarabı” Dünyanın en uzun süre tahtta oturan monarşi lideri İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in favori markası olduğunu, Moldova Antalya fahri konsolosu Diyar İçkale Gültekin’den öğreniyoruz.


Diyar İçkale Gültekin “Moldovalı şarap imalathanelerinin ve bağların çoğu, Fransa'nın Bordo kentiyle aynı enlemde, güney ve orta Moldova'nın üzüm yetiştirme bölgelerinde bulunur. Purcari, Stefan Voda bölgesinde yer alır.  Her yıl bir milyon şişe şarap üretir.”
Chateau Vartely  Şarap Cabernet Sauvignon, Merlot, Pinot Noir, Chardonnay, Sauvignon Blanc, Traminer, Muscat Ottonel, Pinot Gris ve Riesling yılda yaklaşık 2,5 milyon şişe, kabaca yüzde 65 kırmızı ve 35 oranında beyaz şarap üretmekte olduğunu sözlerine ilave ediyor.

Ticari sorumuza; 2004 yılında şarap ihracatının yarıya yakınını Rusya’ya yapan Moldova, 2014 yılında Rusya’nın şaraplarına ihracat yasağı getirmesinin ardından yüzünü Rusya dışına ve batıya çevirdiği. Ülkenin en ünlü şaraplarından Purcari’nin yöneticisi Victor Bostan, Moldovalı şarap üreticileri olarak stratejik bir plan oluşturmak amacıyla üzüm ve bağcılık kuruluşu çatısı altında örgütlendikleri, Moldova şaraplarını daha başarılı hale getirmek için birlikte çalıştıkları, Purcari şarapları ihracatının yüzde 70’ini Avrupa Birliği ülkelerine yaptığı, ayrıca yüzde 100’ün üzerinde büyüdüğü, Asya pazarında Çin, Kore ve Japonya’ya ihracatını da artırdıgı, cevabı alıyouz


Moldavo’dan ithal edilen Tomaı Chateau Vartely hakkında Diba şarabcılık firması Barış Oktay Ermihan bizlere çok eski zamanlardan beri, Moldova’nın Gök-Oğuz (Gagauzia) bölgesindeki efsanevi Tomai Vadisi mükemmel şarapları ününden bahsediyor. “Tomai vadisinde üretilen efsanevi Tomai Şarapları 200’den fazla Uluslararası Şarap ödülü alan, koleksiyonu olan, dünyanın pek çok bölgesine şarap ihraç eden tesisine sahipdir. Tomai koleksiyonundaki şaraplar;Türkiye, Rusya, Ukranya, Kazakistan, Kırgızistan, Belarus, Romanya, Litvanya, Estonya, Polonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, İsrail, Hollanda, Ghana, Amerika Birleşik Devletleri gibi dünyanın pek çok ülkesine ihraç edilmektedir.”  

DİBA Şarapçılık, Saugvignon White Semidry, Chardonnay White Semidry, Riesling White Semidry, Muscat White Semisweet, Cabernet Red Semisweet, Seperavi Red Semidry, Merlot Red Semidry, Pinot Franc Red Semisweet, Cabernet Red Sec,  Tomai Kupaj Red Sec, Pinot Noır Rose Sec şarabları turizm pazarlara hizmet vermekdedir.


Damak köfte Katar Yolunda;
Damak Köfte işletme Yöneticisi Murat İşözen, Damak köfte iç Pazar kadar dış pazardada pay almak hedefinde olduklarını Helal et olarak İslam ülkeler başta olmak üzere tüm Dünya pazarına açılacaklarını söyledi.


Firma hakkında bilgilenmek istediğimiz üzerine “1992 yılından beri Trakya’da faaliyetini sürdürmektedir. 2015 yılı mayıs ayında markayı satın aldık ve çalışmalarımıza başladık. Tek kalitede üretilen üretim, 4 kalite ve iki marka altında vermeye başladık. Yirmibir çeşit köfte üretmekteyiz. Yani herkese her keseye uygun mal bulabilirsiniz. Onun için -Damak köfte size yeter- diyoruz.

Buradaki amacımız Akdenizim incisi Antalya’da yeni bir Pazar yaratmak, Ayrıca bu fuarın Uluslar arası olma özelliği ile yurtdışında müşteri bulmak.
Bizim hedef ülkemiz Katar ve Dubai şu anda Katar’da iki büyük distribütörümüzle girişimlerimiz sürüyor. Muhtemelen mart ayı içinde ihracata başlıyacağız.” Şeklinde sözleri alıyoruz.


 Kılıç 6 yıldır ihracat şampiyonu. 

ince zengin olan, kalp ve damar hastalıkları, bağırsak sağlığını. göz sağlığı başta olmak üzere pek çok hastalıkdan koruyan, bağışıklık sistemini güçlendiren, cildin yaşlanmasını geciktiren, saçların canlanmasını sağlıyan balık Ülkemizin üç tarafı denizle kaplanmasına rağmen yeterince besin olarak tüketiliyormu ? Sofralarda sadece mexe olarakmı yer alıyor işte Kılıçdeniz firması standı bu seferki durağımız oluyor

 Kılıç Akdeniz Bölgesi Müdürü Kadir Kökdal’dan ürünleri hakkında bilgiler alıyoruz.Türkiye’nin taze balık markası Kılıç olarak, ülkemizde bir ilki daha gerçekleştirip, “kaya levreği” ve “füme alabalık” çeşitlerini konserveleyerek balık tutkunlarının beğenisine sunduk.
 26 yıl önce 1990’da Salih Adası’nda, Kılıç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Orhan KILIÇ tarafından kurulan su ürünleri sektöründe, çevreye verdikleri önemle ve en son teknolojileri kullandıkları, tam entegre tesislerinde faaliyetlerine devam ettiklerini, Bodrum’dan başlayan ve çeyrek asıra yaklaşan Su Ürünleri Sektörü’nde, 1600 kattan fazla büyüdüklerini, Muğla’dan dünyanın 5 kıtasındaki 50’den fazla ülkeye yaptıkları100 milyon Dolar’ı aşan ihracatla 6 yıldır üst üste Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektörü’nün ihracat şampiyonu olduklarını söylüyor.

yilmazparlar@yahoo.com




3 Şubat 2017 Cuma

Endüstri 4.0 ve LIGNA 2017 Ağaç işleme teknolojileri fuarı-Yılmaz Parlar

Endüstri 4.0 ve LIGNA 2017

LIGNA 2017 Ahşapdan bionerji üretiminin yeni gelişmeleri ve temel olarak Bilişim Teknolojileri ile Endüstriyi bir araya getirmeyi hedefliyen Endüstri 4.0 ile önemini katılımcı sayısını dahada artırdı. 

Ağaç işleme teknolojilerinde dünyanın lider fuarı durumunda olan İki yılda bir Hannover'de düzenlenen dünyanın önde gelen ağaç işleme teknolojileri fuarı LIGNA, uluslararası ağaç işleme sanayinin yetkinliğini ve yenilikçi ruhunu 22-26  Mayıs 2017 tarihleri arasında bir kez daha ortaya koymaya hazırlanıyor. 

120.000 metrekareden fazla sergi alanı olan 2015 de  % 40’ı yurtdışından olmak üzere 93.000’den fazla ziyaretçisi ve % 50’si yurtdışından 1.500’den fazla katılımcısı olan, LIGNA 2017 Ağaç İşleme Endüstrisi Fuarı Dış pazarını ihracatını artırmak isteyen Türk katılımcı firmalara açık

LIGNA 2017 fuar programı ve yenilikleri, 01 Şubat 2017 Çarşamba günü  Park Bosphorus Otelde  düzenlenen basın toplantısında açıklandı. 

Basın Toplantısına aynı zamanda moderatörlüğü üstlenen Hannover Fairs Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Alexander Kühnel, Deutsche Messe Ag Global Satış ve Uluslararası Ticaret Fuarları Kıdemli Başkan Yardımcısı Alexander Wurst, VDMA Ağaç İşleme Makineleri Üreticileri Birliği Pazarlama Müdürü - Dominik Wolfschuetz, AIMSAD Genel Sekreteri Arif Onur Kaçak katıldı.

Sektördeki belirleyici tüm inovasyonların 10 salon ve Açık Alan’da sergileneceği  LIGNA 2017’nin odak konuları; Entegre Üretim – Endüstri 4.0 yolunda, Plastik ve Kompozitlerin İşlenmesi (PPC), Wood Industry Summit’de “Kaynaklar ve Teknolojiye Erişim

Fuar yenilikleri;Tüm katılımcılar yeni konu başlıkları etrafında yeniden gruplandırılıyor, Küçük şirketler, büyük firmaların sundukları imkanları genişletmek üzere konumlanıyor, Daha kolay oryantasyon ve ziyaretçiler için daha kısa yollar, Birbirine yakın konu başlıkları arasında daha güçlü tematik korelasyonlar, Masif Ağaç İşlemesi  Bıçkıhane Teknolojisi, Ahşap Esaslı Panel Üretimi Yüzey Teknolojisi, 
Yeni fuar kategorileri: Yüzey Teknolojisi , Makine Bileşenleri ve Otomasyon Teknolojisi 

Plastik ve Kompozitlerin İşlenmesi -LIGNA 2017 Odak Konuları; Yeni çıkan ağaç işleme makinelerinin ağaç dışında uygulama alanları nelerdir? 
Uygulama alanları; karavan ve tekne yapımı, plastik işleme/imalatı, araç kişiselleştirme, gemi uçak iç yüzey işlemleri, kompozit endüstrisi, izolasyon malzemelerinin işlenmesi, inşaat malzemelerinin ve dış cephe kaplamalarının işlenmesi, Plastik ve kompozitlerin işlenmesiyle ilgili seçenekleri ortaya koyan makine gösterimleri ve ürün numuneleri   

ilk olarak 2011 yılında Hannover Fuarı'nda kullanılan Endüstri 4.0 terimi LIGNA 2017’de Bu yeni sanayi devrimine doğru yürüyüşü hızlandırıyır.


Bu yıl Mayıs ayında beş gün boyunca Hannover’de düzenlenecek olan fuar geleceğin Endüstri 4.0 dünyasında başarıya ulaşmak için ahşap endüstrisinin sahip olması gereken tüm teknolojileri kapsıyor. Bilişim gibi modern bilgi ve iletişim teknolojileri imalat sektöründe verimliliği, kalite ve esnekliği artırmak için sistemlere entegre edilen Endüstri 4.0  düşük maliyetli, az yer kaplayan, az enerji harcayan, az ısı üreten, ancak bir o kadar da yüksek güvenilirlikte çalışan donanımlar ve bu donanımları çalıştıracak işletim ve yazılım sistemlerinin kaynak ve bellek kullanımı açısından tutumlu olması hedefidir.
  
Basın toplantısında konuşmacılar “LIGNA'da Almanya’nın yanı sıra İtalya, Avusturya, Çin, Tayvan, İsveç, Türkiye, ABD ve İsviçre ilk 10’da yer alan katılımcı ülkeler arasında yer alıyorlar. Bunun yanında, Türkiye, Çin, İtalya ve ABD katılım metrekarelerini büyüttüler. Toplam 122.000 metrekareden fazla bir alanı kapsayan fuarda, sektördeki tüm süreç ve ürün yenilikleri sergilenecek. 
26. salondaki "Wood-Based Panel Production” (Ahşap esaslı panel üretimi) ve “Energy from Wood” (Ahşaptan Enerji) sergi alanları ile 25. salondaki “Sawmill Technology” (Kereste Tesisi Teknolojisi) sergi alanı, global pazar liderlerinin desteği ve hem eski katılımcıların hem de yenilerinin fuara katılımıyla,  bu sene tamamen doldu.
“Forestry Technology” (Ormancılık Teknolojileri) sergi alanı ise EXPO kanopi bölümündeki pavilyonlarda ve açıkhava bölümünde yer alacak. Bu açıkhava sergi alanları, ahşap değer zinciriyle ilişkili çeşitli konuların daha iyi bir şekilde sergilenmesini olanaklı kılacak. Her bir "cadde"nin  farklı temaları, aktivite alanını ve Wood Industry Summit'i ağırlayacağı açık hava sergi alanında yer alacak olan “Forestry Technology”i ile LIGNA ormancılık teknolojilerini de fuarın merkezine almış olacak. Katılımcılar bu yıl, ağaç işleme endüstrisinde değer yaratan ağların yanı sıra akıllı ve ağ tabanlı üretim sistemleri  çerçevesinde büyük yenilikler de sunuyorlar “şekkinde özet bilgiler verdiler.  

yilmazparlar@yahoo.com

 yilmazparlar@yahoo.com

18 Haziran 2016 Cumartesi

Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) basın iftarı-Yılmaz Parlar



TEDARİK SANAYİDE “ANAHTAR”


Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Üyeleri, Zincirlikuyu Avangarde Hotel’de düzenlenen basın iftar yemeğinde basın mensupları ile bir araya geldi. Basın Toplantısına, TAYSAD Başkanı Alper Kanca TAYSAD Yönetim kurul üyeleri, İTO Meclis Başkanı Şekib Avdagiç katıldı.

3–4 Kasım 2016 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek konferansta Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı’na Türkiye ev sahipliği yapacak  Otomotiv Sektöründe görev alan mühendislerin değil, dünya çapında tüm otomotiv mühendisleri için de önemli ve saygın bir etkinlik olacak.; “Otomotivde Hafifleştirme”, “Otomotiv Mühendisliği Eğitimi” ve “Otomotiv Sanayiinde Kariyer” başlıklarını kapsayacak konular tartışılacak”

Özellikle otomotiv endüstrisinin 2020 yılında 150 milyar Euro’luk bir pazara ulaşması öngörülen Çin, yedek parça pazarında 6 milyar liraya ulaşan Türkiye,
otomotiv endüstrisinin önemli ayaklarından, satış sonrası hizmetler ve yedek parça sektöründeki yenilikler, son teknolojiler, Otomotiv endüstrisinde başarının anahtarı inovasyon, Ar-Ge ve yenilikçiliğin yanısıra hareket kabiliyetleri olan şirketler, Tedarik Sanayisi’nin şifresi yenileme pazarı ile çözüleceği, konular konuşuldu.

Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Alper Kanca, Tedarik sektörün ekonomiye olan katkısını değerlendirirken “Yenileme pazarı otomotiv tedarik sanayisi için hayati bir önem arz ediyor. Ülkemiz binek araç konusunda ciddi fırsatlara sahip ve bunu iyi değerlendirmemiz gerek. Binek araç sayısının hızlı bir yükselişte olması Yenileme Pazarı’nın büyümesine doğrudan etki ediyor. Bir anlamda Tedarik Sanayisi’nin şifresi Yenileme Pazarı ile çözülecek diyebiliriz” sözleriyle anahtar çözümleri açıkladı.  “TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 2003 yılında bin kişiye düşen araç sayısı 95 iken, bu rakam 2014 sonu itibariyle 173 oldu. Türkiye binek araç konusunda ciddi fırsatlara sahip ve bunu iyi değerlendirmemiz gerek. Ülkemizdeki binek araç sayısının hızlı bir yükselişte olması, Yenileme Pazarının büyümesine doğrudan etki ediyor. Binek araçların da içinde yer aldığı hafif ticari araç segmentinde, araç yaşı ortalamasının birçok ülkede arttı. Araç yaşının en genç olduğu ülkeler Hindistan (4,2) ve Çin (4,5), en radikal değişim yüzde 9 ile İran’da yaşanmaktadır. Türkiye’de yalnızca yüzde 2’lik bir değişim gerçekleşti.”
İran’da yaşanan yüzde 9 luk değişimin hiperaktif beyin fırtınasında Kota kalkması olduğu ortak görüş -fikir birliği oldu.

Ülkelere Göre Ortalama Araç Yaşını görsel grafik ve trendlerle açıklmasını yapan Kanca global yenileme pazarı ile Türkiye yenileme pazarı paralel gelişme gösterdiğini, yenileme Pazarının arasında satış ve üretim benzerliklerinin olduğunu belirtti. “Küresel Yenileme Pazarı ile Türkiye’yi kıyasladığımız zaman, en fazla gelir sağlayan ürünlerin lastikler, yağ, gövde, bataryalar ve fren parçaları olduğunu görüyoruz. Kârlılık oranını yükseltmek durumundayız. Bunun için de ileri teknolojiler geliştirmeye devam etmeliyiz. Tabi sadece kârlılığı yükseltmek tek başına yeterli değil. Bir taraftan kârlılığı arttırırken diğer taraftan da hayatta kalmak ve büyümek için yeni yatırımlara dâhil olmamız da gerekmektedir.” Şeklinde ayakda kalmayı vurguladı.

TAYSAD Başkanı Kanca, “Türkiye’nin 2014 yılındaki toplam Yenileme Pazarı geliri 4 milyar 514 milyon dolar iken, 2015 yılında 4 milyar 740 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Büyük sürprizler ve ekonomik dalgalanmalar olmadığı müddetçe 2021 yılında bu rakamın yüzde 5’lik bir büyüme ile yaklaşık 6 milyar 350 milyon dolara ulaşacağını öngörüyoruz” dedi.

Çin Otomotiv Yenileme Pazarı umut vadetmeye devam ediyor
Çin Otomotiv Yenileme Pazarı’ndaki gelişmeleri değerlendiren TAYSAD Başkanı Alper Kanca, “Yaşanan tüm yerel ekonomik istikrarsızlıklara rağmen 2015-2016 rakamlarına bakıldığında, Çin Otomotiv Yenileme Pazarı sektörü halâ maksimum büyüme potansiyeline sahip. Sektör pazarının büyüme potansiyelini değerlendirdiğimizde, Çin açık ara önde olsa da Tayland, Hindistan, Brezilya, Meksika ve Rusya gibi ülkelerin yanı sıra Türkiye de bu büyümeden payına düşeni almanın peşinde” olmalı şeklinde görüş beyan etdi.

Alper Kanca, ihracat rakamlarındaki gelişmesi hakkında; “2015 yılı euro bazındaki birim fiyatı, 2010 yılına oranla yüzde 12,5 dolayında artış gösterdi. 4,82 Euro’ya kadar yükseldi. Yılın ilk 4 ayında da bu rakam 4,83 euro/kg olarak gerçekleşti, 2016 Nisan sonu itibariyle TÜİK verileri dikkate alındığında tedarik sanayi ihracatının dolar bazında 3 milyar’ı; euro bazında ise 2,7 milyar’ı aştığ. Toplam sektör ihracatı ise yine bu dönemde dolar bazında 7,6 milyar iken, Euro bazında 6,6 milyar seviyesinde gerçekleşti. Yılın diğer yarısının beklenildiği gibi devam etmesi halinde 2016 yılı sonunda toplam sektör ihracatımızın 23 milyar doları geçmesini bekliyoruz. Tedarik sanayimiz ise bu rakamın yaklaşık 9,3 milyar dolarlık kısmını gerçekleştirecektir” şeklinde konuştu.

Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı’na Türkiye ev sahipliği yapacak “Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD), Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Otomotiv Teknoloji Platformu (OTEP) ve işbirliği ile düzenlenecek ve Amerikan Otomotiv Mühendisliği Derneği’nin (Amerikan Society of Automotive Engineers - SAE International) de destek vereceği Uluslararası Otomotiv Mühendisleri Konferansı IAEC ile dünya otomotiv devlerinin mühendislerini bir araya getireceğiz. IAEC sadece Türk Otomotiv Sektöründe görev alan mühendislerin değil, dünya çapında tüm otomotiv mühendisleri için de önemli ve saygın bir etkinlik olacak. 3–4 Kasım 2016 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek konferansta; “Otomotivde Hafifleştirme”, “Otomotiv Mühendisliği Eğitimi” ve “Otomotiv Sanayiinde Kariyer” başlıklarını kapsayacak konular tartışılacak” dedi.

yilmazparlar@yahoo.com

5 Nisan 2015 Pazar

KARTEPE EKONOMİ ZİRVE 2015

Bu yıl 11.ncisi düzenlenen ve Başkanlığını Celal Toprak’ın yaptığı kısa adı EGD olan Ekonomi Gazeteciler Derneğinin, Kartepe Ekonomi Zirvesi 27-29 Mart 2015 tarihleri arasında gerçekleşti.
600’den fazla üyesi bulunan Yurdun her köşesinden katılan ekonomi yazarları kendi bünyelerinde bir kaç panel düzenleyerek çeşitli gündem maddeleri belirlediler ve fikir geliştirdiler. Yeni teknolojiler hakkında bilgilendirildiler. Geleceğin medyasını hakkında örnekleri izlediler.

Başkan Celal Toprak genel ufuk turu ile başlayan konuşması sonrası panellerle tüm üyelerin zirveye fikir paylaşımları ile devam etti  Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun sunumu sırasında zaman zaman üyeler üyeler fikirlerini görüşlerini beyan ettiler.
 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun sunumu şu şekilde gerçekleşti.

"Türkiye'nin yeni bir ekonomi modeline ihtiyacı var. Bu yeni model, teknolojik dönüşüm, kadınların işgücüne katılımı ve girişimciliğe odaklanmalı"

- "2015'in ilk üç ayında gerek dövizdeki dalgalanma, gerek ihracat pazarlarındaki sıkıntılar ve gerek çevre coğrafyadaki karışıklıklar bir an için moral bozdu. Ama enseyi karartmaya gerek yok"
- "Yakında karekodlu çekler piyasaya girecek. Çek üzerindeki karekod cep telefonundan okutulduğu zaman müşterinin çek endeks puanı çıkacak"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin teknolojik dönüşüm, kadınların işgücüne katılımı ve girişimciliğe odaklanan yeni bir ekonomi modeline ihtiyacı olduğunu söyledi.

Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin (EGD) bu yıl 11'incisini düzenlediği Kartepe Ekonomi Zirvesi'nde, "Dünyada ve Türkiye'de Ekonomik Görünüm" başlıklı bir sunum yaptı.

Dünya ekonomisi için 2014'te yüzde 3,3, 2015'te yüzde 3,5, 2016'da yüzde 3,7 büyüme beklendiğini aktaran Hisarcıklıoğlu, dünya ticaretinde hala istenen bir büyüme beklentisi olmadığını ifade etti.
Petrol fiyatlarındaki düşüşün Türkiye'yi hem olumlu hem de olumsuz etkilediğine değinen Hisarcıklıoğlu, "Olumlu tarafı, petroldeki her 10 dolarlık düşüş cari açığa 4,4 milyar dolarlık iyileşme sağlıyor. Olumsuz tarafı ise petrol ürünleri ihraç eden ülkelerin bizim ihracatımız içindeki payı yüzde 65. Türkiye'deki turistlerin yüzde 30'u petrol ihracatçısı ülkelerden geliyor. Ayrıca, müteahhitlik sektörünün yurt dışında yaptığı işlerin yüzde 85'i de petrol ihraç eden ülkelerde. Bu pazarlardaki gelirde düşme var" dedi.


Türkiye'nin 2015'teki G20 dönem başkanlığında, B20 kapsamında ilk defa 5 kıtada 12 toplantı gerçekleştireceklerini anlatan Hisarcıklıoğlu, "Bugüne kadar Türkiye'den B20 sürecine katılım sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Maalesef Türk şirketleri olarak global düşünce içinde değiliz. Sadece Ankara'yı etkileyerek işlerimizin halledilebileceğini düşünüyoruz. Ama ekonomideki kurallara uluslararası toplantılarda ve merkezlerde karar veriliyor" diye konuştu.

B20'de küresel ölçekteki korumacılık tedbirlerine odaklanacaklarını anlatan Hisarcıklıoğlu, ekonomik kriz korkusuyla ülkelerin korumacılık tedbirlerini artırmasının dünyadaki büyümenin yavaşlamasının ana nedeni olduğunu vurguladı.

Hisarcıklıoğlu, altyapı yatırımlarındaki açığın dünyanın geleceğini tehdit ettiğini belirterek, "Burada hem projeye hem de finansmana ihtiyaç var. Kurumsal özel sektör yatırımcılarının bu alana çekilmesi için dünya ölçeğinde projeler gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin G20 dönem başkanlığında İstanbul merkezli olarak kurulacak Küresel KOBİ Forumu'nun bütün dünya KOBİ'lerinin sesi olacağını dile getirdi.


Türkiye'de 2015'in ilk üç ayında gerek dövizdeki dalgalanma, gerek ihracat pazarlarındaki sıkıntılar ve gerek çevre coğrafyadaki karışıklıkların bir an için moral bozduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Ama enseyi karartmaya gerek yok" dedi.

Hisarcıklıoğlu, Türkiye ekonomisi için 2015 yılındaki riskleri, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) alacağı faiz kararı, çevre coğrafyalardaki karışıklıklar ve genel seçime kadar yaşanacak süreç olarak sıraladı.
Avrupa'da beklenen parasal genişleme, petrol fiyatlarındaki gerileme ve açıklanan yapısal dönüşüm programlarının ise Türkiye için fırsat oluşturduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, iş dünyası temsilcileri arasında yaptıkları bir ankette, yapısal dönüşüm programlarını destekleme oranının yüzde 55,6 çıktığı bilgisini paylaştı.

"2015 genel olarak düşe kalka yol alacağımız bir yıl olacak" diyen Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:
"Ama biz iyimser yaklaşıyoruz. Türkiye ekonomisi 2014'te büyümede yüzde 3'ü yakalar inşallah. 2015 için, ilk çeyrekteki öncü rakamlarda büyüme için zayıf sinyaller var. Net ihracat bu dönemde büyümeye katkı vermiyor. Büyümenin iç talebe dayalı olarak olacağını görüyoruz. Zaman zaman aksama olsa da Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor.

İşsizlik hala Türkiye için önemli bir sorun ama Türk özel sektörü 2014'te 2013'e göre 1 milyon 100 bin ilave istihdam sağladı. Bu müthiş bir rakam. Ekonominin lokomotifi inşaat sektöründe de 2014'te yapı ruhsatı sayısında, konut satışında ve yabancılara konut satışında artış var. Sanayi sektörü de 2014'te yüzde 3,6 büyüdü."

Hisarcıklığlu, yurt içinde katma değer vergisi (KDV) tahsilatında geçen kasım, aralık ve ocak aylarındaki yüzde 19'luk artışın da Türkiye'de büyümenin iç talebe bağlı olacağını gösterdiğini söyledi.


Rifat Hisarcıklıoğlu, geçen yıl iç piyasada protesto edilensenet ve karşılıksız çek tutarlarında enflasyon kadar artış olduğunu belirterek, "Her ne kadar piyasada ters bir algı olsa da karşılıksız çıkan çeklerin oranında 2014'te 2013'e göre bir düzelme var. 2013'te 100 liralık çekin 3,7 liralık kısmı karşılıksız çıkarken, 2014’te bu rakam 3,3 olmuş. Burada sıkıntılı olan bir şey şu; karşılıksız çeklerde 2014'ün son 4 ayına bakıldığında, önceki yılın aynı dönemine göre artış trendi var. Bu 2015 için bir veri olabilir" değerlendirmesinde bulundu. 

Kredi Kayıt Bürosu ile birlikte çalışarak geliştirdikleri karekodlu çeklerin yakında piyasaya gireceğini anlatan Hisarcıklıoğlu, "Çek üzerindeki karekod cep telefonundan okutulduğu zaman müşterinin çek endeks puanı çıkacak. İstenirse detaylı rapor da görülebilecek. Buna göre karar verilebilecek. Bu, ticaretin sağlıklı yapılabilmesi için iç piyasa açısından devrim niteliğinde bir karar" dedi.
Hisarcıklıoğlu, 2013'te bir önceki yıla göre reel sektörün satışlarının 473 milyar lira, faaliyet karının ise 31 milyar lira arttığını, ancak kredi faiz giderlerinin de 31 milyar lira yükseldiğini belirterek, "Yani artırılan ilave kar, faizlere ödenmiş. Döviz kuru zararından dolayı da 2013'te 2012'ye göre 29 milyar lira eksik kar elde etmişiz. Bu, Türk şirketlerinin niye sermaye biriktiremediğinin en önemli göstergesi. Kredi faizi ve döviz kuru şirketlerimizi direkt etkiliyor" yorumunu yaptı.

Her yıl artan bir eğilimde ihracatın riskli bir şekilde yapıldığına işaret eden Hisarcıklıoğlu, "Açık hesap veriyoruz. Geçen yıl ihracatımızın yüzde 65'ini mal mukabili yapmışız. Bu aslında büyük risk. Çünkü, riskli pazarlara ihracat yapıyoruz. Ayrıca global kriz henüz bitmedi. Çevremizdeki sıkıntılar otomatikman Türkiye ekonomisini ve Türk şirketlerini etkiler. Bu noktada Eximbank'ın ihracat sigortası var. İhracatçılarımıza bunu yapmalarını tavsiye ediyorum" dedi.

Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin teknolojik dönüşüm, kadınların işgücüne katılımı ve girişimciliğe odaklanan yeni bir ekonomi modeline ihtiyacı olduğunu vurguladı.

"Ne kadar yüksek cari açık, o kadar fazla büyüme" varsayımının yanlış olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, eskiden büyümenin motoru görülen cari açığın, artık ilaç olamadığını söyledi.
OECD ülkeleri ortalamasında yüksek teknoloji ihracatı yüzde 18 iken Türkiye'de bu oranın yüzde 4 olduğuna dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

 "Yeni hikayede en önemli bileşen yüksek teknoloji olmalı. Gereksiz günlük tartışmaları bırakıp hepimizin esas konuya odaklanması lazım. Gelirimizi artırmak, işin hamallığından kurtulmak istiyorsak en azından bu ortalamayı yakalamalıyız. Biz bunu rakiplerimiz kadar yapamıyoruz. Gelişmekte olan ülkeler bizden daha önde."

Hisarcıklıoğlu, şirketler açısından yeni bir çıta koymak gerektiğini ifade ederek, en hızlı büyüyen 100 şirket içinde yazılım ve bilişim teknolojileri şirketlerinin sayısının ABD'de 60 iken Türkiye'de 21 olduğuna dikkati çekti.


Kamu ihalelerinin Türkiye'nin büyüme politikasındaki yeni trend olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, "Meclis'ten geçen yasayla artık kamu ihalelerinde yüzde 51'i yerli olan bir mal ithale göre yüzde 15 daha pahalı olsa da kurum onu almak mecburiyetinde, tercihinde değil. Bu devrim niteliğinde bir adım. Kamu alımı sanayinin dönüşümünde en önemli itici güç" dedi.
Türkiye'nin orta gelir tuzağının içine düştüğünü belirten Hisarcıklıoğlu, "Artık yeni reform yapma zamanı geldi. Bu coğrafyada farklılaşmak zorundayız. Zor bir coğrafyada iş yapıyoruz. İnşallah Yemen'deki son gelişmeler mezhep savaşlarına neden olmaz. Mezhep savaşları bütün İslam coğrafyasını tetikleyecek bir unsur. Bu nedenle risk görüyorum. 'Yemen bizden uzak, bize göre ne var' diye bakmamak lazım. Allah korusun, bir mezhep savaşının ön sinyali olabilir. Bu hepimizi etkiler" diye konuştu.

Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin eğitim reformuna, hukuk reformuna ve idari reforma ihtiyacı olduğunu dile getirdi.


Reel sektörün ayağında prangalar olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, işlem maliyetlerini artıran uygulamalardan kurtulmak istediklerini söyledi.

İflas ertelemenin, son dönemin en büyük tehlikesi olduğunu aktaran Hisarcıklıoğlu, "Kötü niyetli bazı işletmeler alacaklılarını istismar etmek için iflas erteleme alıyor. Paranı alamıyorsun; bekle ki ne zaman iflas ertelemeyi kaldırtabilirsen... Böyle mantıksız bir şey olmaz" dedi.

Art niyetli kişiler tarafından hazırlanan, firmaların isimlerinin yer aldığı "asılsız kara listelerin" internette dolaştığını aktaran Hisarcıklıoğlu, "Batacaklar iddiasıyla kara liste yayınlanınca bazı bankalarımız baykuş gibi onların üzerine atlamaya başladı. Bu listeyi gören bankalar kredileri kapatmaya girişti. Listede adı olan firmalar, 'Bizim böyle bir sıkıntımız yok' diye ilan vermeye başladı. Bunu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanına aktardım" diye konuştu.
Türkiye'de bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı arasındaki uçurumun büyük bir sorun olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu:

"En zengin bölge ile en fakir bölge arasında tam 4 kat fark var. Marmara bölgesi tıkandı. Türkiye'yi coğrafi olarak yeni bir boyutta düşünmemiz gerek. Zenginliği 81 ile yaymak için mekansal strateji planı hazırlıyoruz. Bölgeler arası farklılığı gidermek ancak mekansal stratejiden geçiyor. Türkiye sadece Marmara bölgesiyle zenginleşemez. 2023 hedefine ulaşmak istiyorsak yeni Marmara bölgelerine ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.

Ortalama yüzde 3 büyümeyle 2020'de Türkiye'de kişi başına gelirin 13 bin dolara geleceğini, yeni bir hikaye yazılabilirse bu rakamın yüzde 7 büyümeyle 17 bin dolara ulaşacağını belirten Hisarcıklıoğlu, "Buna odaklanmalıyız. Kavgaların içinde boğulursak kendimize yazık ederiz. Türk özel sektörünün, girişimcisinin bunu başarabileceğine inanıyorum" dedi.

"Yüksek teknolojili üretimin üssünün Marmara Bölgesi'nin dışında olması gerek. Bizim yeni bir Marmara'ya ihtiyacımız var çünkü artık Marmara Bölgesi tıkandı, doldu"
- "Yeni Marmara için diyoruz ki İç Anadolu'yu da içine alan kuzey-güney eksenini iki limanda buluşturan şehirlerde olması lazım"


- "Ben iş dünyasının başkanıyım, iyiye bakmak durumundayım, geleceğe bakmak durumundayım. Eksiklikleri kırmadan dökmeden söylemek durumundayım. İş adamı kavga etmez, kavga ederek bir sonuca varamazsınız"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, yüksek teknolojili üretimin üssünün Marmara Bölgesi'nin dışında olması gerektiğini belirterek, "Bizim yeni bir Marmara'ya ihtiyacımız var çünkü artık Marmara Bölgesi tıkandı, doldu. Yeni Marmara için diyoruz ki İç Anadolu'yu da içine alan kuzey-güney eksenini iki limanda buluşturan şehirlerde olması lazım" dedi. 
Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin (EGD) bu yıl 11'incisini düzenlediği Kartepe Ekonomi Zirvesi'nde, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Girişimciliğin bir risk işi olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, işsizlikle mücadele için de girişimciliğin önemli bir mecra olduğuna dikkati çekti.

Dünyada girişimcilik eğitimi alan her 10 kişiden ancak birinin başarılı olabildiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, "İşgücüne katılım çok önemli. İşsizlik oranı yükselmiş gibi görünüyor. Biz her yıl yüksek büyümeyi sürdüremezsek bu oran yukarı doğru çıkar. Eğer sürdürebilirsek işsizliği aşağı doğru indirebiliriz" diye konuştu.

Avrupa ekonomisinin canlanması halinde Türkiye'nin bölgeye yüksek ihracatı nedeniyle olumlu etkileneceğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, paritedeki volatiliteye ilişkin şunları kaydetti:
"Parite konusunda özel sektör olarak bizde bir eksiklik var. Kur riskimizi sigortalayacak sistemleri kullanmıyoruz. Bu tür enstrümanları gelişmiş ülkelerin hepsi bizden daha iyi yapıyor. Bizim de bunları yapıyor olmamız lazım ki bu tip kur fırtınalarında sağlıklı kalabilelim."

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile Çözüm Süreci'ne ilişkin görüştüklerini anlatan Hisarcıklıoğlu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde istihdam oluşturmak amacıyla sadece devlet eliyle fabrikalar yapılmasının, orta ve uzun vadeli ciddi sıkıntıları olabileceğini dile getirdi.

"Özellikle bir tehlike var, ona dikkati çektik. Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu veya başka bir bölge için 'Kamu yatırım yapsın, kamu fabrika yapsın, bu fabrikada da mal üretilsin' dediğimiz zaman bu hepimizin cebinden gider. Burada ne verimli çalışma olur ne gerçek fiyat teşekkülü olur. Bunu yakalayabilmemiz mümkün değil ve 78 milyon olarak bunun bedelini hep beraber öderiz. Devletin artık bugünkü dünyada görevi yatırımcıyı çekecek altyapıları yapmaktır. 

Her zaman söylerim; huzur olmadan ticaret olmaz, ticaret olmadan zenginlik olmaz. O huzur ortamı olduğu için geçen yıl Türkiye'nin geleceğine en umutlu bakan il yüzde 90'la Batman çıktı; Organize Sanayi Bölgesi'nde bile yeri kalmamıştı. İkinci, yüzde 82 ile Diyarbakır'dı. Üçüncü Gaziantep, dördüncü Kocaeli ve beşinci Bingöl. Yani bir huzur sürecinin bize getireceği katkı çok önemli."


İş adamlarının geleceğe olumlu bakmak durumunda olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin zenginleşmesi için herhangi bir kavganın tarafı olamayacaklarını dile getirdi.

Hisarcıklıoğlu, 1,5 milyon şirketin temsilcisi ve 15 milyon kişiye istihdam sağlayan iş dünyasının başkanı olarak Türkiye adına güzel günleri arzuladığını belirterek, şunları kaydetti:

"Bizler her sabah dükkanımızı kar etmek için açarız, zarar etmek için değil. Onun için ben iyimser olmak mecburiyetindeyim. Ben iş dünyasının başkanıyım, iyiye bakmak durumundayım, geleceğe bakmak durumundayım. Eksiklikleri kırmadan dökmeden söylemek durumundayım. Benim işim siyaset değil, siyaset yapamam. Benim görevim üyelerimin menfaatini iletmek. Siyaset halktan yetkiyi almış olan kişilerin işidir. İş adamı kavga etmez, kavga ederek bir sonuca varamazsınız. Siyasetçi kavga eder mi? Eder ama benim işim kavga değil, kavganın unsuru da olamam. Ülkede huzursuzluk unsuru da olamam."

Gazetecilerin, Koç Holding Yönetim Kurulu üyesi Ali Koç'un medyaya "Çocuklarımızın geleceğinden endişe duymamak mümkün değil" başlığıyla yansıyan değerlendirmesine ilişkin bir sorusu üzerine, Hisarcıklıoğlu, şu yanıtı verdi: 

"İlgili haberin başlığına ve içeriğine baktık, değerlendirme yaptık. B20 İstihdam Görev Gücü Koordinatör Başkanı da olan Ali Koç, orada 'Dünyadaki işsizlik artıyor, çocuklarımın geleceğinden endişeliyim' diyor. Dediği bu. Ama biz bunu aldık, getirdik, iç siyasetin malzemesi yaptık. Bazılarımız haksız yere dövdü, bazılarımız 'Helal olsun' dedik. Bence doğru yerde doğru bir şey söyledi; B20 işgücü toplantısında dünyadaki işsizliğin artmasından duyduğu kaygıyı ifade etti. Ama bunu günlük politikanın içinde malzeme yaparsak doğru olmaz."

Rifat Hisarcıklıoğlu, 2001 krizi sırasında KOBİ'lere düşük faizli kredi versin ve ihracat artsın diye TOBB'un Eximbank'a 100 milyon dolar aktaracağını duyurmasının bir haberde "TOBB 100 milyon dolar alacak" diye yansıtıldığını anımsatarak, "Dolar kuru bir anda hızla yükseldi. Kanalı aradık 'Dolar almayacağız, TL olarak vereceğiz' dedik. Ama bu haberi vermedi. Bunu fırsat bilip işlem yapanlar kazandı. Sonradan, 'off the record' öğrendim. O gün itibarıyla işlem yapan 30 kişi/kurum bu işten para kazanmış" ifadelerini kullandı.

Yeni koridorlar ve kümelenme üzerine TOBB'un Türkiye'nin mekansal stratejisini hazırladığını aktaran Hisarcıklıoğlu, bunun tartışılmasını istediklerini söyledi.

Hisarcıklıoğlu, "Yüksek teknolojili üretimin üssünün Marmara Bölgesi'nin dışında olması gerek. Bizim yeni bir Marmara'ya ihtiyacımız var çünkü artık Marmara Bölgesi tıkandı, doldu. Yeni Marmara için diyoruz ki İç Anadolu'yu da içine alan kuzey-güney eksenini iki limanda buluşturan şehirlerde olması lazım" diye konuştu.

- "Toplumda her kesimde yeni bir anayasa talebi var"

Yeni anayasa için kendilerini "Anayasa Gönüllüleri" diye adlandıran 6 bin kişinin içinde kendisinin de olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu:
"Çalışmalarımız devam ediyor. 'Türkiye'nin yeni bir hikayeye ihtiyacı var' derken anayasa değişikliği diye topluma sorduğunuz zaman büyük bir oranda 'evet' çıkıyor, yüzde 80'ler civarında. Herkesin mevcut Anayasa'dan bir şikayeti var. Zaten Meclis'te grubu bulunan 4 siyasi parti de 4 sene önce toplumun tamamına vadetti değişikliği, ama beceremediler, uzlaşamadılar. Toplumda her kesimden yeni bir anayasa talebi var. 'Yeni hikaye' dediğim, yeni bir başkanlık sistemi, yeni bir anayasa değil. Ekonomide yeni bir hikayeye ihtiyacımız var, yanlış anlaşılmasın."

KOBİ'lerin Türkiye ekonomisi açısından hayati değeri olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, "KOBİ'ler önemli ama dönüşümü yapmaları lazım. Mevcut sistem sürdürülemez. KOBİ'lerin kurumsallaşması stratejisi bir an önce hazırlanmalı" dedi.

yilmazparlar@yahoo.com

8 Nisan 2014 Salı

Ersin Alok’un 1966-2014 Sanayi Fotoğrafları Sergisi-Yılmaz Parlar

Ersin Alok’un 1966-2014 Sanayi Fotoğrafları Sergisi

ISO Odakule Sanat Galerisi’nde “Türkiye’nin Sanayi Devrimi”ne ışık tutan sergi başladı
Fotoğraf sanatının ülkemizdeki yaşayan en önemli temsilcilerinden biri kabul edilen Ersin Alok’un, İstanbul Sanayi Odası ev sahipliğinde gerçekleştirdiği “1966-2014 Sanayi Fotoğrafları Sergisi” nin açılış kokteyli özellikle iş dünyası ve akademik çevreden büyük ilgi gördü. Açılış kokteyline, İFSAK Genel Müdürü Tanju Akleman, TML İnşaat Sanayi Ticaret ve Turizm A.Ş. Kurucu ortağı Oğuz Bozkurt, Tekfen Projeler Genel Müdürü Serpil Erolgil, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mühendislik ve Tasarım Fakültesi, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşen Akpınar, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Orhan Arseven ve daha birçok önemli isim katıldı.
Alok’un yarım asrı aşan fotoğrafçılık deneyiminden bir kesitin sunulacağı “1966-2014 Sanayi Fotoğrafları Sergisi” nde sanatseverler Türk Sanayisi’ nin adım adım gelişiminin fotoğraflara yansımasını görme fırsatı yakalayacaklar. Türkiye’deki sanayileşme evrelerine ve dünden bugüne Türkiye’nin endüstri tarihine ışık tutacak olan “1966-2014 Sanayi Fotoğrafları Sergisi”, 7 - 19 Nisan tarihleri arasında İstanbul Sanayi Odası Sanat Galerisi’nde ziyaretçilerini ağırlayacak.
Endüstri fotoğrafçılığı alanında ve diğer alanlarda pek çok ilkin temsilcisi kabul edilen Alok, Sanayi Fotoğrafları Sergisi’nde, yaklaşık 50 yıllık süreçte Türk sanayinin geçirdiği tüm evreleri, fotoğraf sanatı aracılığı ile gözler önüne seriyor.
Sanayi fotoğrafçılığının ortaya çıkışına yönelik açıklamalarda bulunan Alok, “Sanayinin teknolojiyle tanışmaya başladığı ilk yıllar olarak kabul edilen 1966, Türk Sanayisi için bir dönüm noktasıdır. Türk sanayisinin üretimde yaşadığı zorluklar ve bu zorlukların üstesinden gelme başarısını gösteren Türk sanayicileri, kendi birikimlerini yeni kuşaklara aktarmayı hedeflediler. Dünya pazarındaki yerini sağlamlaştırmak isteyen Türk sanayicileri, üretimi broşür, kitap, film gibi görsel materyallerle destekleyerek dünya pazarındaki hedefine ulaştı ve pazardaki varlığına güç kattı. Fotoğrafın bilinmeyen gücünü keşfeden Türk sanayicileri, üretimin yanında görsel materyallere yönelik çalışmalar gerçekleştirmeye başladı. Görsel malzemelere değer atfetmeye başlanması sonucu onun vazgeçilmez bir gücü olarak Türkiye'de sanayi fotoğrafı ortaya çıktı” dedi.
Alok, İstanbul Sanayi Odası Sanat Galerisi’nde düzenlenecek olan “1966-2014 Sanayi Fotoğrafları Sergisi” ile ilgili, “Sanayinin teknolojiyle tanışmaya başladığı ilk yıllar olan 1966’da başlayan görsel çalışmalar, günümüze kadar getirildi. Bu sergi, 48 yıllık bir çabanın ardında sanayideki gelişmenin yanında, fotoğraf teknolojisindeki yeniliklerin boyutunu da göstermektedir” diye konuştu.
yilmazparlar@yahoo.com

1 Eylül 2013 Pazar

ASKON KUR KONFERANSI

HABER/YILMAZ PARLAR


ASKON DÖVİZ KURUNU KONFERANSLA DEĞERLENDİRDİ
 
ASKON 30 Agustos 2013 tarihinde, Cevizlibağ kendi idare yerinde  İktisatçı-Yazar Hikmet Baydar tarafından sunulan Genel Başkan Yardımcısı Sıtkı Abdullahoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı,"Döviz kurlarının reel sektörlere etkileri" konulu konferans düzenledi.
 

Hikmet Baydar, "Kur fırtınasının bu noktalara geleceği 21 Ağustos günü belliydi. Merkez Bankası'ndaki uzmanların hiç birisinin bu konuda önlem almaması gerçekten düşündürücü"    

 
İktisatçı-Yazar Hikmet Baydar Kur hareketlerinin reel sektöre yansımalarını doğru okuyabilmek için öncelikle şirketlerin bilançolarını, varlıklarını ve ödeme dengelerini iyi analiz etmek gerektiğini belirterek, öncelikle şirket blanco defterinden örneklemelerle son günlerde istikrarsız bir tablo çizen döviz kurlarının reel sektöre etkilerini sebeblerini çözümleri izah etti.

Konferansın açılış konuşmasında Genel başkan yardımcısı,Sıtkı Abdullahoğlu, Türkiye'deki firmalar  üretimle, imalatla, ihracatla ilgili beceriler kazandılar ancak



 ileri ülkelerin tekniklerine ulaşamadılar. Diyerek  "Dünya ekonomisini takip etmek zorunda olan reel sektör, sanal ekonomiyi de izlemek zorunda. Döviz kurlarını okuyabilmek ve bunu firmalarımıza yansıtabilmek çok önemli, bu okumayı sağlamak için ciddi şekilde piyasayı analiz etmek durumundayız" dedi.

İktisatçı-Yazar Hikmet Baydar, "  Meydana gelen kur hareketlerinin çok ince bir şekilde analiz edilmesi gerekir..Bu hareketler dünyanın her tarafında meydana gelebiliyor. Uluslararası para patronları, küresel sermaye sahipleri ve kur spekülatörleri bunları organize ediyorlar. Biz bu adamların romantik davranmadığını, esnek davranmadığını biliyoruz. Nerede bir açık görürlerse, oraya damlarlar ve paralarına para kazandıracak ayak oyunlarını yaparlar. Milliyetçi davranmamıza gerek yok " dedi.



Baydar " Türkiye'de şu anda reel sektörün 162 milyar dolar borcu olduğunu, 2010 da tablonun bozulmaya başladığını, şu anda 21.7 milyar dolar reel sektörün kısa vadeli borcu bulunduğunu hatırlatan Baydar, "Firmalar ya döviz kredisi kullanacak, ya ihracat yapıp döviz girdisi sağlayacak. ya da kurun yükselmesinin spekülatörlerinden borç alacaklar. Dövizlerin yükselmesi bir şirket için iyi midir, kötü müdür?

Şirketlerini yönetenler her şeyiyle bunu yapabilmeliler. Alacaklarıyla verecekleriyle, stoklarıyla, kredileriyle bunu sağlamalılar. Dövizin inmesi veya çıkması, farklı pozisyonlarda olan iki şirket içinde farklı durumlar arz edebilir. Bir şirket için dövizin düşmesi iyi olabilirken, diğer şirket içinse kötü bir pozisyon sergileyebilir.



 Eğer dolar düşükken vadeli almışsan, dolar yükseldiği zaman elbette bu sizi kötü şekilde etkileyecektir. Satıcı politikası, kredi politikasını iyi yönetemeyen şirketler stok politikasını da iyi yönetemezler. Peşin satıyorsanız, vadeli alıyorsanız, cebinizde hep para olur. Vadeli satıyorsanız, peşin alıyorsanız ise her zaman açıksınızdır. Hedefi olmayan firmaların, ne kadar para tutması ne kadar stok tutması gerektiği belli olmaz"  

 Konferans sonunda ASKON Genel Başkanı Mustafa Koca, İktisatçı-Yazar Hikmet Baydar’a hatıra bir tabak hediye etmesiyle son buldu.

yilmazparlar@yahoo.com

28 Temmuz 2013 Pazar

EGD -CHP BAŞKANI KILIÇTAROĞLU İFTARDA BULUŞTU-YILMAZ PARLAR


EGD -CHP BAŞKANI KILIÇTAROĞLU

İFTARDA BULUŞTU



26 Temmuz 2013 tarihli Türkiye gazeteciler Cemiyeti lokalinde buluşan Ekonomi Gazeteciler Derneği gazetecileri ve CHP Başkanı Kemal Kılıçtaroglu gazetecilerin sorularını cevapladı.Moderatörlüğünü EGD Başkanı ve Cem TV Cem medya Grup Başkanı Celal Toprak’ın yaptığı toplantıda tüm sorular yanıt buldu. Kılıçtaroğlu çarpıcı açıklamalarda bulundu.






Kılıçtaroğlu açıklamaların sonucunu Başbakanın tüm eylemleri ve söylemleri diktatör rejim temeline dayanmakta olduğunu Hitler idaresindeki icraat yapılan işler uygulamaları ile aynısı olduğunu benzerlikleri dile getirdi.



Soruları konularına göre gruplandıran EGD Ekonomi Gazeteciler Derneği Başkanı Celal Toprak ilk soru grubunu Gezi Parkı eylemleri oluşturdu..


Gezi Parkıeylemleri ile iliştirilen Koç grubuna ait TÜPRAŞ'ta yapılan incelemeleri sorusuna yönelik, CHP Genel BaşkanıKılıçdaroğlu "Bu denetimler objektif olmalı ‘ben istediğimi denetlerim’diyerek bu iş yapılmaz. TÜPRAŞ'ta yapılan Sayın Başbakanın ‘hesabını verecekler’söyleminden sonra gündeme gelen bir incelemedir. İş dünyasına gözdağı vermek istiyorsa bu çok vahim” dedi.


Yine Gezi parkıolaylarında ölen ve yaralananların suçlusu henüz bulunumadı. Elinde karanfille Taksim’e çıkanlar hapiste. Dünyada bir çok aydın ve sanatçının hükümeti eleştirmektedir. Başbakan bunlara sözde sanatcı demektedir. Bununla ilgili fıkra paylaşan Kılıçtaroğlu sanatcının büyüklüğünü vurgularken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı söylemlerine cevap vermek bile istemediğini, ona en güzel cevabı psikologlar vermesi gerektiğini dile getirdi.


Yine komşular ile ilgili yaşanan gerginliklere, Suriye'nin kuzeyindeki oluşumun tehdit olarak görülüp görülmedi sorusu karşısında Kılıçdaroğlu "Biz Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygılıyız ve Türkiye'nin ve hükümetin bu konuda ortak bir politika izlemesi gerektiğine inanıyoruz. Suriye konusunda yanlış politika izlenmiştir. Suriye'de dünya dengelerinin Türkiye tarafından iyi okunamadı. Siz dünya dengelerini okumadan Suriye'ye bodoslama girerseniz, Suudi Arabistan'dan Katar'dan para gelecek, radikal grupları alacağım Türkiye'de eğiteceğim, cebine para koyacağım, göndereceğim Suriye'ye Esad'ıdevirecekler. Hani cuma namazı kılacaktın Suriye'de ne oldu? İki haftalık ömrü kalmıştı ne oldu? Dengeleri iyi okumanız gerekiyor. Dışişleri Bakanı, bana şu örneği verebilir misiniz acaba? Bugüne kadar Türkiye'yi bu kadar dış politikada açmaza sokan başka bir Dışişleri Bakanı geldi mi? Her alanda açmaz içindeyiz, ayakları yere basmıyor. Dünyaya nizam vermeye çalışıyor. Bir ara Rusya'yı dize getirecekti... Allah akıl fikir versin. Bütün Ortadoğu Türkiye'ye düşman Hani biz Ortadoğu'da ağabeylik yapıyorduk, herkes bize danışıyordu? Şimdi aman ha Türkiye gelmesin noktasına gelindi. Suriye konusunda, Türkiye izlediği politikalar ile hazırlanan bir tuzağa düştü. Suriye'nin birliğinden bütünlüğünden söz edecekken şimdi Suriye'nin parçalanmasından söz ediyoruz. İlk kez Suriye'nin kuzeyi lafını kullanan Başbakandır. Ben kendisini eleştirmiştim. Şimdi Suriye'nin kuzeyini artık hepimiz konuşuyoruz. Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) yöneticilerinin buraya getirilmesi, şu veya bu şekilde onlara bir şeyler söylenmesi, akan suyun önüne barajı koysanız bile o artık durmaz. İzlediğiniz politikanın bedelini size ödetecekler. Türkiye Cumhuriyeti bir sorunu çözmek için PYD'e muhtaç hale gelmişse oturup o ülkenin dış politikasını sorgulamanız gerekiyor. Hem oyun kurucuyum diyeceksin hem oyuncak haline geleceksin..."

dedi.


Üçüncü köprü Ülker Grubu'nun almış olduğu arazilerin değer görmesi sorusuna “


Ülker Grubu'nun almasında değil, sorun Ülker Grubu'na burayla ilgili projenin önceden haber verilmesinde..."
Merkez Bankası faiz politikaları hakkında “Merkez Bankası en büyük zaafı,özgürlüğünü ve özerkliğini kaybetti. Faiz ile ilgili kararı Dolmabahçe'de Başbakanla görüştükten sonra aldı. Bu Merkez Bankası'nın özerkliğine gölge düşürdü. Artık bütün dünya biliyor ki bu banka özerk bir banka değil. Siyasi otoritenin beklenti ve arzularına göre karar veriyor. Faiz lobisine gelince, dünyanın en yüksek faizini veriyorsunuz, o da gelir. Başbakan reel faiz sıfır olacak demişti. Siz hiç bir iktisat kitabında böyle birşey duydunuz mu? Ekonomi ayrı şey, ekonomiyi yönetmek ayrı"



TMSF hakkında yorumu "Servet Aktarma Kurumuİstediğinin mal varlığına el koyuyorsunuz, istediğiniz kişiye bunu satabiliyorsunuz. TMSF'nin şu anda üstlendiği rol bu... Bu bir medya kuruluşuda olabilir, sanayi kuruluşu da olabilir, turizm kuruluşu da olabilir. TMSF'nin de hesapları şu ana kadar sağlıklı denetlenmiş değil"



Başbakanın Kredi kartlarını kullanmayın sözüne ilişkin "Şu bankadan paranız çekin bu bankaya yatırın’ demek suçtur. Ancak hiç bir savcı harekete geçmemiştir.

Kredi kartlarını kullanmayın diyenlerin cepleri kredi kartı ile doludur. Kayıt dışı ekonomidenşikayet edip kredi kartı kullanmayın diyor. Bu ekonomiyi ve bankacılığıbilmemektir” dedi.


“İran’a bir davet aldınız mı? Türkiye’nin dış politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?”şeklindeki soruya ise “İran’la ilgili bir davet aldım ve gideceğim. Hükümetin komşularla ilişkisi sıfır sorun diye başladı. Şimdi barış içinde yaşadığımız hiçbir komşumuz yok. İzledikleri politika Türkiye’yi tuzağın içine soktu. Bu dış politika ile Türkiye’nin yol alacağını sanmıyorum. Bu politika nedeniyle Türkiye, dünyada ve Ortadoğu’da yalnızlaştı. Bu nasıl telafi edilir? Çok zor ” diye cevap verdi.


Kılıçdaroğlu, yerel seçimler ve seçim yasasıyla ilgili soru üzerine, seçim yasasının 12 Eylül’ün ürünü olduğunu belirterek, “Millet kendi vekillerini seçmeli. Lider sultası sona ersin. Bu sona ererse yasama organı bir liderin iki dudağı arasında çalışmaz zaten sorunumuz burada. Seçim yasasının değişmesi lazım” dedi.


Basın özgürlüğü kavramını nasıl tanımlarsınız? sorusuna karşılık Kılıçdaroğlu, “Basın özgürlüğü basının rahat çalışacağıortamı yaratmakla başlar. Basının kendi yarattığı etik değerlere saygıduyulmalı. Basın çalışanlarının sendikalı olması lazım. Medya patronlarının kamu ihalelerine girmeleri yasaklanmalı. Bu dört kuralı uygularsak medyanın özgürlüğünü sağlarız. Medya patronluğu bir kamu görevidir, devletle ilişkilerinin olmaması lazım. Biz de ne oluyor? Gazeten varsa devletten ihale alıyorsun yoksa alamıyorsun. Bu doğru bir süreç değil.”


CHP ve MHP ittifakı söz konusu mu? şeklindeki soruya karşılık Kılıçdaroğlu, “Böyle bir anlaşma yok. Neden tartışılıyor ben de anlamıyorum. Herhangi bir pazarlık ve görüşme söz konusu değil biz de gazetelerden hayretle okuyoruz” dedi.


Kılıçdaroğlu Mustafa Sarıgül ve CHP ilişkisinin ne durumda olduğu sorusu karşısında da "Her gittiğim yerde soruyorlar. Hiç bir ilişkimiz yok. Biz ,ilişkiyi sizden öğreniyoruz. Sayın Sarıgül bir belediye başkanı, kendine göre başarılıbir belediye başkanı. Partimize üye olmak istediği zaman gelir üye olur, biz hiç bir zaman 'Niye partimize geldin, niye üye oldun diye bir sınırlama da getirmiş değiliz" yanıtını verdi.


Kılıçdaroğlu, cemevlerinin ibadethane olmasına ilişkin de, "Kişilerin inancıyla oynamak ve bunun üzerine yorum yapmak doğru bir şey değil. Başbakan'ın söylediği 'Reyhanlı'da 52 sunni vatandaşımız hayatını kaybetti' cümlesi utanılacak birşey... Bu bölücülüktür, yazıktır günahtır. Başbakan olarak niye toplumu bölüyorsun? Alevilere yönelik CHP'nin politikası kapsamında biz cemevlerinin ibadethane olmasını istiyoruz. Bununla ilgili kanun teklifimizi iki üç kere verdik. AK Parti bunu reddetti. İbadetin yeri olmaz.İnsanoğlu nerede ibadet etmek istiyorsa orada ibadetini yapsın. Cemevinde, camide, medresede, evinde nerede isterse orada yapsın. İnanç siyasetin konusu değil" diye konuştu.


Aile sigortasıdışında güzel projeleri olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu projeleri şu an açıklamak istemediğini, gizli tuttuklarını söyledi.



yilmazparlar@yahoo.com