25 Aralık 2017 Pazartesi

2018 yılında Türkiye Ekonomisini Neler Bekliyor-Yılmaz Parlar


2018 Doların Yılı Olacak
Cari Açığımız tehlikeli olmaya devam ediyor.

Büyük Kulüp Genç Girişimciler ve İş Hayatı komitesince 23 Aralık 2017 Cumartesi günü Büyük Kulüp salonunda düzenlenen, moderatörlüğü EGD -Ekonomi Gazeteciler Derneği Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği “2018 yılında Türkiye Ekonomisini Neler Bekliyor” konulu panelde, panelistler İSO Başkanı sanayici Erdal Bahçıvan ve Ekonomist yazar Mustafa Pamukoğlu 2018 yılının ekonomisini öngörüde bulundular.
 
Ekonomist yazar Mustafa Pamukoğlu “Cari Açığımız tehlikeli olmaya devam ediyor.- 2018 doların yılı olacak.”dedi. 
Yoğun katılımın olduğu, panelde EGD -Ekonomi Gazeteciler Derneği Başkanı Celal Toprak konuyla ilgili genel bir değerlendirmeyle, Türkiye büyüme rakamına paralel olarak, lisan bilmeyen girişimcilerin yabancı ülkelerde iş yapmalarını, Henüz yeni görüştüğü, sanayide ön plana çıkan  kentlerimizden Bursa’da bir firmanın başarılarını örnekleyen kısa bir girişden sonra Mustafa Pamukoğlu’na 2018 değerlendirmesi için sözü verdi.  

Pamukoğlu açıklanan bütçeyi tekrar rakamlarını açıklayarak;
Türkiye'nin 2018 yılı bütçe giderlerinin 762,8 milyar lira, bütçe gelirlerinin 696,8 milyar lira, vergi gelirlerinin 599,4 milyar lira, bütçe açığının ise 65,9 milyar lira olarak öngörüldünü hatırlatdı. 

Buna göre, Türkiye'nin 2018 yılı ekonomisi hesap kitap durumu şeklinde tabloyu çizdi. “Kısa vadeli borçlar 110 milyar dolar, cari açık 40 milyar dolar, bütçe açığı ( 67 milyar TL) 17 milyar dolar,Toplam döviz ihtiyacı 167 milyar dolar, uzun vadeli borçlardan vadesi gelecekde dikkate alındığında her yıl olduğu gibi 2018 yılında da 200 milyar dolar dövize ihtiyacımız olacak.” 

Pamukoğlu, Faizler inermi yoksa  çıkarmı?  Sorusundan  sunumunu açtı. “Döviz kurların aşrı dalgalanmasını önlemek için faizlerin artması gerekiyor. Merkez Bankası bu silahı yeterince kullanamadı. Öte yandan yüksek faiz reel sektör için ciddi bir maliyet ve nakit akışını bozan olumsuz bir durum. İç tasarrufları artırmak için mevduat faizlerin yüksek olması gerekiyor. Bankalar yüksek faizle topladıkları paraları zorunlu olarak yüksek faizle reel sektöre veriyor. Faiz 2018 de döviz kurları ile birlikde en çok konuşacağımız konuların başında geleceğini söyliyebiliriz.”

2018 de beklenen Dolar ne olur en meraklı sorusuna cevabı; Sürekli cari açık veren bir ekonomi yapımızın zarar ediyor demek olduğunu, bu zararın ancak dış kaynaklarla finanse edilebildiğini, dış borç ve sıcak para bizim ekonomimizin can damarı olduğunu, birikimli olarak milyarlarca dolar cari açık veren, ekonomimizin, dış kaynağa, dolara ihtiyaç duyduğunu, ABD’de faizlerin artması dolar endeksinin de artması demek olduğunu vurgulayan Pamukoğlu,“Dolar ne olur Türkiye’de en popüler soru, dolar ne olur sorusudur. Hayatımıza dolar oldukca sıkı biçimde girmiştir. Doların değerini kabaca ABD ve Türkiye enflasyon farkını dikkate alarak hesaplıyoruz. Bu gün zaten doların değerinin 4,3 TL olması gerekiyor. Öte yandan döviz kurların değerini etkileyecek o kadar faktör var ki bu gelişmelerin çoğunu 2018 de yaşıyacağız. Dolar falcılığı yapmadan şunu söyliyebiliriz. 2018 doların yılı olacak.”dedi.
Reel faizlerin artığını, dünyada dolaşan para azalacağını, gerek ABD gerekse AB de gevşek para politikasından vazgeçtiğini finansa erişimin kolay olamıyacağı görüşünü paylaştı.
Tüketime dayalı bir ekonomi, bu nedenle enflasyonu önlenemediğini, çekirdek enflasyon artığı, enflasyonun düşmediği, enflasyon düşmediği içinde faizlerin indirilemediğini, yüksek enflasyon nedeniyle faizleri düşürülmediğini, yüksek faizin enflasyonu beslediğini, ekonomide yeniden yapılanmanın ve yeni bir sistem yaratmanın, bununda üretmek, katma değer yaratmak olduğunu sözlerine ilave etdi.  
Pamukoğlu “Tüm veriler ve tahminlerimizi dikkate aldığımızda 2018 yılının çok zor bir yıl olacağını; tahminlerde olumsuz bir biçimde yanılmalarda bir ekonomik krizinde doğabileceğini öngörebiliriz. Ancak umutlu olmak bu toprakların çok büyük sorunları aştığını unutmamak lazım. Reel sektöre, Bankacılık sistemine, potansiyelimize, güveniyoruz. Kaygılardan iyimserliğe yelken açıyoruz.” şeklinde umutla sonuçlandırdı.
İSO Başkanı sanayici Erdal Bahçıvan tasarruf etmeyen ekonominin olduğunudu kabul ederek Türkiye ekonomisini son on onbeş yıl öncesinden kısa bir değerlendirmesini yaptı. Yaptığı ufuk turundan sonra gelinen noktanın küçümsenmiyecek farkda olduğunun altını çizdi. Pamukoğlu’nun yabancının turistin parasını almayı bilmeyen turizmimiz olduğu canlanmak için kısa vadede turizme kilitlenmek gerekli.”şeklindeki turizm gelirin, sanayinin can suyu olarak sanayi aktarıldığında, üretimin ekonomiyi şahlandıracağı tezini savundu. Üretim yapmak ve katma değerli ürünlerin ihracatıyla ekonomimizin istenilen seviyelere geleceğini belirten sunum yaptı. Çok yoğun sorularıda cevaplıyan panelistler. İyi niyetlerle. 2018 yılını geçirmemizi dilediler. 

yilmazparlar@yahoo.com  


20 Kasım 2017 Pazartesi

Ayşen Laçinel’e “İnsana ve Doğaya Saygı Ödülü”-Yılmaz Parlar

Ayşen Laçinel’e “İnsana ve Doğaya Saygı Ödülü”

Marka ve insan kaynakları alanlarında yönetim danışmanlığı yapan, eğitimler veren AL Danışmanlık Genel Müdürü Ayşen Laçinel’e, “İnsana ve Doğaya Saygı Ödülü’ verildi. 10 yıldır ‘insana saygı, dünyaya saygı’ mottosuyla çalışmalarına devam eden Ayşen Laçinel, “Sen Kimsin” ve “Liderlik Frekansı” kitaplarını yazdı.
Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD)’nin düzenlediği 9.Küresel Isınma Kurultayı, 17 Kasım 2017 tarihinde, İstanbul Fuar Merkezi Yeşilköy’de gerçekleşti. Bu yıl “Enerjini Depola, Geleceğini Kurtar'' temasının işlendiği kurultaya, gazeteciler, sivil toplum örgütleri ve iş dünyası yoğun ilgi gösterdi. Kurultayda, 9.Küresel Isınma Kurultayı ödülleri de sahiplerini buldu.

Bireylerin %60’ı, yeteneklerinin farkında değil

Konuşmasında bireylerin %60’nın yeteneklerinin farkında olmadığının altını çizen Ayşen Laçinel, kendini unutan bireylerin, yeteneklerini, gücünü ve katacağı farklılıkları unutabileceğini açıkladı. Her bireyin farkedilmesi, değer görmesi ve farkındalığın arttırılması gerektiğini anlatan Ayşen Laçinel, “Ne kadar gelişmiş teknikler ve sistemler kurulursa kurulsun, işi yönetecek olan, ihtiyaçlara ve hedeflere göre güncelleyecek olan insandır” dedi.

Ülkemizin önde gelen kurumlarına marka ve insan kaynakları danışmanlığı yaparken, eğitimler vererek kariyer koçluğu yapan Ayşen Laçinel, etkili bir iletişimin stratejik yol haritasına dair de şunları anlattı “Etkili bir iletişimin yol haritasını şu aşamalar oluşturur. Dinlemek; anlamak; farketmek; konu nedir; amaç nedir; iletişim planı nedir; kiminlesin (yaşı, tarzı, duygusu, değerleri nedir) ve anladığını farkettiğini sentezleyip görülmesi gerekeni karşı tarafa nasıl farkettireceksin” diye konuştu.

yilmazparlar@yahoo.com

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Kuzey Kıbrıs'ta bir ada var, o ada da bizim adamız
KKTC Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Celal Toprak’ın yaptığı Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Buluşmaları Kapsamında Clarion Hotel Golden Horn Hotelde 15 Ağustos 2017 Salı günü Ekonomi  Gazetecilerle Bir Araya Geldi.
Başkan Celal Toprak EGD Buluşmaları konsepti hakkında Bakan Fikri Ataoğlu ve Heyetine kısa bilgilendirme yaptıkdan sonra Bakanın sunumunu kısa tutarak soru-cevaplarla ilerlemenin daha verimli olacağını teklif ederek hiperaktif bir toplantı olmasını sağladı.
Akdeniz’in en önemli turizm destinasyonu olmasına rağmen, büyük bir turizm potansiyeline sahip Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, haketdiği turizmin istenilen seviyeye gelmesi için KKTC Turizm ve Çevre Bakan Fikri Ataoğlu yeni bir tanıtımla faaliyetlerini sürdürüyor. KKTC Turizm ve Çevre Bakan Fikri Ataoğlu ziyaret etdiği seyahat acentalarında Yunan ada reklamları gördüğünü Kuzey Kıbrıs'ta bir ada var, o ada da bizim adamız' şeklinde herhangi bir reklam görmediğini, KKTC diye bir ada olduğunu belirterek, bu adaya sahip çıkılması çağrısında bulundu.
KKTC Turizm Bakanlığınca, her yıl için yüzde elli oran artımaıy hedeflerken Bu sene 1,5 milyon turist öngörüleri var. Ağustos ayına kadar 800-900 bin kişiye geldiklerini hedefi yakalıyacaklarını söyledi.
Bakan Ataoğlu, yaptıkları faaliyetlerden sonra, Rumlarla karşı mücadele verdiklerini ciddi kavgalar yaşadıklarını açıkladı.
Dünya Sağlık Turizm Konseyi içerisindeki yerlerini alırken karşı karşıya kaldıklarını, sağlıkla siyaseti karıştırmamalarını ve kendilerinin de üye olmalarını böylelikle Kuzey Kıbrıs 54’üncü üye ülke, Güney Kıbrıs 55’inci üye ülke olduklarını, sayelerinde Dünya Sağlık Konseyi içerisinde yerlerini aldıklarını ifade etdi.
Basın mensupların sorularını cevaplıyarak ilerleyen toplantıda bir gazeteci arkadaşın sorusuna karşı, İzolasyon ve ambargoların kalkmasıyla ilgili KKTC’de yaşayanların yapacak hiçbir şeyi olmadığını, “Ambargoların kaldırılmasıyla ilgili yapmaya çalıştığımız herhangi bir hareket olursa, 300-400 bin nüfus dediğimiz nüfus, ana vatanın önünde bir takoz olarak durur. Ana vatanın önünde takoz olma niyetimiz yok. 300-400 bin nüfus ne isek bu şekilde devam edebiliriz. Yeter ki ana vatanın önünde takoz olmayalım” şeklinde cevapladı.
KKTC'nin Lefke bölgesinde 1913-1974 yılları arasında bakır madeni işleten Amerikan kuruluşu Kıbrıs Maden Şirketi'nin (CMC), 10 milyon ton tehlikeli atığı kontrolsüz şekilde çevreye döktüğü Sorumuz üzerine üniversitelerle birlikde yürüttükleri çalışmalar sonucunda zehirli atıkların gömülmesi kararına vardıkları cevabı alıyoruz.
Yabancıların ülkelerine gelip yatırım yapmasıyla ilgili olarak;  “Biz kendi kendimize yeteriz, yeter ki biz adamıza sahip çıkalım” açıklamalarında bulundu.
Doğu bölgesindeki Dipkarpaz’da iyileştirme çalışmaları olduğunu, bölgede farklı bir turizm konsepti uygulanacağını, bölgedeki yerel yönetim ve  STK’lar ile yaptıkları görüşmeler sonucunda gelen talepleri değerlendirdiklerini, köy tarzı turizm yatırımı olacağını dile getirdi.
Konaklama hakkında "Geceleme oranında yüzde 42'lik bir artış var. 2016 ile 2017'yi kıyasladığımızda yüzde 50'lik artış hedeflemiştik ve yüzde 50'lik artışa son sürat gidiyoruz. Yatak sayımız 22 bin civarında. Hava ve deniz yoluyla gelen yolcu sayısında yüzde 12'lik artış var. Kara yoluyla girişlerde yüzde 11,3 artış var. Konaklamada ocak ve temmuzdaki doluluk oranı bir önceki yıla göre yüzde 28 civarında artmış."
 Ataoğlu, şu anda sağlık turizminden pay almaya başladıklarını ama hedefledikleri noktada olmadıklarını dile getirdi.
Bakan Fikri Ataoğlu, İsrailli turistler ile ilgili, "Türkiye üzerinden o kadar uğraş vermiş olmamıza rağmen başaramadık. Rum kesiminden şu anda getiriyoruz. Çok mu rahatım. Değilim. Her zaman her yerde olduğu gibi Rumlarla bir gün karşı karşıya kalacağımın bilinci içerisindeyim." dedi. Ayrıca direkt uçuş olayında sıkıntı olduğunu, direkt uçuşların denendiğini ama çok büyük cezalarla karşı karşıya kalındığını söyledi.
Yatırım için alınan arazi ve lisanslar sorusuna  "Arazilerde herhangi bir iptal yapılmış değil. Eylül ayına kadar bir süre tanındı. Bu süre sonunda ilgili firmaların almış oldukları araziler, şartsız, herhangi bir hak talep etmeden iptal edilip bunlar ihale usulüyle yeniden yeni yatırımcılara açılacak. İsimleri deşifre etmeyelim, yatırım yapmalarını istiyorum. Ben kimsenin elinden arazinin alınmasını ve başka birine verilmesini istemiyorum. Tek bir isteğim var; alan arkadaşlarımız bu almış oldukları arazilere bir an önce yatırımlarını yapsınlar, yatak sayımızı artıralım. Bafra Bölgesi'nde önümüzdeki ay sonu veya en geç ondan sonraki aybaşında eğlence mekânlarının oluşturulması planlanıyor. Bafra Bölgesi'nde bu yatırımlar gerçekleştirildiği takdirde ciddi şekilde turist ve istihdam yaratılacak."dedi
Suyun adaya gelmesiniyle hayatı canlandırdığını, Rum kesimine ihtiyac duyduklarında su verebileceklerini söylediğini aktardı.
Toplantı hatıra fotografı çekilerek sonlandı.
yilmazparlar@yahoo.com

20 Şubat 2017 Pazartesi

Kraliçe Elizabeth’in Purcari’si ANFAŞ fuarda

Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Antal Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Badak 'ında hazır bulunduğu, ), ANFAŞ Expo Center'da, 24'üncüsü düzenlenen, Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı (Food Product ANFAŞ Genel Müdürü Murat Özer’in ve ekibin olağanüstü gayretleri sayesinde gıda, tarım, değerlerimizin dışarıya açılması hedeflerine hızla giden ticaret platformu sunan organizasyondayirmibir farklı ülkeden alım heyetlerin bulunduğunu katılımcıların memnuniyetine şahit olduk.


Mevcut pazar paylarını artırmak, uluslararası alıcılara etkin bir şekilde tanıtmak, güçlü bağlantılar kurmak amaçlı fuar katılımcılardan, yerli ve yabancı farklı ülkelerden, binden fazla ürün markalardan gözümüze çarpan et, balık, alkollü içecek grubundan, birkaç stantdan söyleşi bilgileri aktaracağız.


“Purcari şarabı”  İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in favori markası

Moldova'nın Ştefan Voda İlçesinde bulunan, Purcari Şarap Bölgesi'nde 1827'de kurulan ve ilk özel şaraphane olan, yıllar boyunca yüzün üzerinde madalya kazanan, “Purcari şarabı” Dünyanın en uzun süre tahtta oturan monarşi lideri İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in favori markası olduğunu, Moldova Antalya fahri konsolosu Diyar İçkale Gültekin’den öğreniyoruz.


Diyar İçkale Gültekin “Moldovalı şarap imalathanelerinin ve bağların çoğu, Fransa'nın Bordo kentiyle aynı enlemde, güney ve orta Moldova'nın üzüm yetiştirme bölgelerinde bulunur. Purcari, Stefan Voda bölgesinde yer alır.  Her yıl bir milyon şişe şarap üretir.”
Chateau Vartely  Şarap Cabernet Sauvignon, Merlot, Pinot Noir, Chardonnay, Sauvignon Blanc, Traminer, Muscat Ottonel, Pinot Gris ve Riesling yılda yaklaşık 2,5 milyon şişe, kabaca yüzde 65 kırmızı ve 35 oranında beyaz şarap üretmekte olduğunu sözlerine ilave ediyor.

Ticari sorumuza; 2004 yılında şarap ihracatının yarıya yakınını Rusya’ya yapan Moldova, 2014 yılında Rusya’nın şaraplarına ihracat yasağı getirmesinin ardından yüzünü Rusya dışına ve batıya çevirdiği. Ülkenin en ünlü şaraplarından Purcari’nin yöneticisi Victor Bostan, Moldovalı şarap üreticileri olarak stratejik bir plan oluşturmak amacıyla üzüm ve bağcılık kuruluşu çatısı altında örgütlendikleri, Moldova şaraplarını daha başarılı hale getirmek için birlikte çalıştıkları, Purcari şarapları ihracatının yüzde 70’ini Avrupa Birliği ülkelerine yaptığı, ayrıca yüzde 100’ün üzerinde büyüdüğü, Asya pazarında Çin, Kore ve Japonya’ya ihracatını da artırdıgı, cevabı alıyouz


Moldavo’dan ithal edilen Tomaı Chateau Vartely hakkında Diba şarabcılık firması Barış Oktay Ermihan bizlere çok eski zamanlardan beri, Moldova’nın Gök-Oğuz (Gagauzia) bölgesindeki efsanevi Tomai Vadisi mükemmel şarapları ününden bahsediyor. “Tomai vadisinde üretilen efsanevi Tomai Şarapları 200’den fazla Uluslararası Şarap ödülü alan, koleksiyonu olan, dünyanın pek çok bölgesine şarap ihraç eden tesisine sahipdir. Tomai koleksiyonundaki şaraplar;Türkiye, Rusya, Ukranya, Kazakistan, Kırgızistan, Belarus, Romanya, Litvanya, Estonya, Polonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, İsrail, Hollanda, Ghana, Amerika Birleşik Devletleri gibi dünyanın pek çok ülkesine ihraç edilmektedir.”  

DİBA Şarapçılık, Saugvignon White Semidry, Chardonnay White Semidry, Riesling White Semidry, Muscat White Semisweet, Cabernet Red Semisweet, Seperavi Red Semidry, Merlot Red Semidry, Pinot Franc Red SemisweetCabernet Red Sec,  Tomai Kupaj Red Sec, Pinot Noır Rose Sec şarabları turizm pazarlara hizmet vermekdedir.


Damak köfte Katar Yolunda;
Damak Köfte işletme Yöneticisi Murat İşözen, Damak köfte iç Pazar kadar dış pazardada pay almak hedefinde olduklarını Helal et olarak İslam ülkeler başta olmak üzere tüm Dünya pazarına açılacaklarını söyledi.


Firma hakkında bilgilenmek istediğimiz üzerine “1992 yılından beri Trakya’da faaliyetini sürdürmektedir. 2015 yılı mayıs ayında markayı satın aldık ve çalışmalarımıza başladık. Tek kalitede üretilen üretim, 4 kalite ve iki marka altında vermeye başladık. Yirmibir çeşit köfte üretmekteyiz. Yani herkese her keseye uygun mal bulabilirsiniz. Onun için -Damak köfte size yeter- diyoruz.

Buradaki amacımız Akdenizim incisi Antalya’da yeni bir Pazar yaratmak, Ayrıca bu fuarın Uluslar arası olma özelliği ile yurtdışında müşteri bulmak.
Bizim hedef ülkemiz Katar ve Dubai şu anda Katar’da iki büyük distribütörümüzle girişimlerimiz sürüyor. Muhtemelen mart ayı içinde ihracata başlıyacağız.” Şeklinde sözleri alıyoruz.


 Kılıç 6 yıldır ihracat şampiyonu

ince zengin olan, kalp ve damar hastalıkları, bağırsak sağlığınıgöz sağlığı başta olmak üzere pek çok hastalıkdan koruyan, bağışıklık sistemini güçlendiren, cildin yaşlanmasını geciktiren, saçların canlanmasını sağlıyan balık Ülkemizin üç tarafı denizle kaplanmasına rağmen yeterince besin olarak tüketiliyormu ? Sofralarda sadece mexe olarakmı yer alıyor işte Kılıçdeniz firması standı bu seferki durağımız oluyor

 Kılıç Akdeniz Bölgesi Müdürü Kadir Kökdal’dan ürünleri hakkında bilgiler alıyoruz.Türkiye’nin taze balık markası Kılıç olarak, ülkemizde bir ilki daha gerçekleştirip, “kaya levreği” ve “füme alabalık” çeşitlerini konserveleyerek balık tutkunlarının beğenisine sunduk.
 26 yıl önce 1990’da Salih Adası’nda, Kılıç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Orhan KILIÇ tarafından kurulan su ürünleri sektöründe, çevreye verdikleri önemle ve en son teknolojileri kullandıkları, tam entegre tesislerinde faaliyetlerine devam ettiklerini, Bodrum’dan başlayan ve çeyrek asıra yaklaşan Su Ürünleri Sektörü’nde, 1600 kattan fazla büyüdüklerini, Muğla’dan dünyanın 5 kıtasındaki 50’den fazla ülkeye yaptıkları100 milyon Dolar’ı aşan ihracatla 6 yıldır üst üste Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektörü’nün ihracat şampiyonu olduklarını söylüyor.

yilmazparlar@yahoo.com




3 Şubat 2017 Cuma

Endüstri 4.0 ve LIGNA 2017 Ağaç işleme teknolojileri fuarı-Yılmaz Parlar

Endüstri 4.0 ve LIGNA 2017

LIGNA 2017 Ahşapdan bionerji üretiminin yeni gelişmeleri ve temel olarak Bilişim Teknolojileri ile Endüstriyi bir araya getirmeyi hedefliyen Endüstri 4.0 ile önemini katılımcı sayısını dahada artırdı. 

Ağaç işleme teknolojilerinde dünyanın lider fuarı durumunda olan İki yılda bir Hannover'de düzenlenen dünyanın önde gelen ağaç işleme teknolojileri fuarı LIGNA, uluslararası ağaç işleme sanayinin yetkinliğini ve yenilikçi ruhunu 22-26  Mayıs 2017 tarihleri arasında bir kez daha ortaya koymaya hazırlanıyor. 

120.000 metrekareden fazla sergi alanı olan 2015 de  % 40’ı yurtdışından olmak üzere 93.000’den fazla ziyaretçisi ve % 50’si yurtdışından 1.500’den fazla katılımcısı olan, LIGNA 2017 Ağaç İşleme Endüstrisi Fuarı Dış pazarını ihracatını artırmak isteyen Türk katılımcı firmalara açık

LIGNA 2017 fuar programı ve yenilikleri, 01 Şubat 2017 Çarşamba günü  Park Bosphorus Otelde  düzenlenen basın toplantısında açıklandı. 

Basın Toplantısına aynı zamanda moderatörlüğü üstlenen Hannover Fairs Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Alexander Kühnel, Deutsche Messe Ag Global Satış ve Uluslararası Ticaret Fuarları Kıdemli Başkan Yardımcısı Alexander Wurst, VDMA Ağaç İşleme Makineleri Üreticileri Birliği Pazarlama Müdürü - Dominik Wolfschuetz, AIMSAD Genel Sekreteri Arif Onur Kaçak katıldı.

Sektördeki belirleyici tüm inovasyonların 10 salon ve Açık Alan’da sergileneceği  LIGNA 2017’nin odak konuları; Entegre Üretim – Endüstri 4.0 yolunda, Plastik ve Kompozitlerin İşlenmesi (PPC), Wood Industry Summit’de “Kaynaklar ve Teknolojiye Erişim

Fuar yenilikleri;Tüm katılımcılar yeni konu başlıkları etrafında yeniden gruplandırılıyor, Küçük şirketler, büyük firmaların sundukları imkanları genişletmek üzere konumlanıyor, Daha kolay oryantasyon ve ziyaretçiler için daha kısa yollar, Birbirine yakın konu başlıkları arasında daha güçlü tematik korelasyonlar, Masif Ağaç İşlemesi  Bıçkıhane Teknolojisi, Ahşap Esaslı Panel Üretimi Yüzey Teknolojisi, 
Yeni fuar kategorileri: Yüzey Teknolojisi , Makine Bileşenleri ve Otomasyon Teknolojisi 

Plastik ve Kompozitlerin İşlenmesi -LIGNA 2017 Odak Konuları; Yeni çıkan ağaç işleme makinelerinin ağaç dışında uygulama alanları nelerdir? 
Uygulama alanları; karavan ve tekne yapımı, plastik işleme/imalatı, araç kişiselleştirme, gemi uçak iç yüzey işlemleri, kompozit endüstrisi, izolasyon malzemelerinin işlenmesi, inşaat malzemelerinin ve dış cephe kaplamalarının işlenmesi, Plastik ve kompozitlerin işlenmesiyle ilgili seçenekleri ortaya koyan makine gösterimleri ve ürün numuneleri   

ilk olarak 2011 yılında Hannover Fuarı'nda kullanılan Endüstri 4.0 terimi LIGNA 2017’de Bu yeni sanayi devrimine doğru yürüyüşü hızlandırıyır.


Bu yıl Mayıs ayında beş gün boyunca Hannover’de düzenlenecek olan fuar geleceğin Endüstri 4.0 dünyasında başarıya ulaşmak için ahşap endüstrisinin sahip olması gereken tüm teknolojileri kapsıyor. Bilişim gibi modern bilgi ve iletişim teknolojileri imalat sektöründe verimliliği, kalite ve esnekliği artırmak için sistemlere entegre edilen Endüstri 4.0  düşük maliyetli, az yer kaplayan, az enerji harcayan, az ısı üreten, ancak bir o kadar da yüksek güvenilirlikte çalışan donanımlar ve bu donanımları çalıştıracak işletim ve yazılım sistemlerinin kaynak ve bellek kullanımı açısından tutumlu olması hedefidir.
  
Basın toplantısında konuşmacılar “LIGNA'da Almanya’nın yanı sıra İtalya, Avusturya, Çin, Tayvan, İsveç, Türkiye, ABD ve İsviçre ilk 10’da yer alan katılımcı ülkeler arasında yer alıyorlar. Bunun yanında, Türkiye, Çin, İtalya ve ABD katılım metrekarelerini büyüttüler. Toplam 122.000 metrekareden fazla bir alanı kapsayan fuarda, sektördeki tüm süreç ve ürün yenilikleri sergilenecek. 
26. salondaki "Wood-Based Panel Production” (Ahşap esaslı panel üretimi) ve “Energy from Wood” (Ahşaptan Enerji) sergi alanları ile 25. salondaki “Sawmill Technology” (Kereste Tesisi Teknolojisi) sergi alanı, global pazar liderlerinin desteği ve hem eski katılımcıların hem de yenilerinin fuara katılımıyla,  bu sene tamamen doldu.
“Forestry Technology” (Ormancılık Teknolojileri) sergi alanı ise EXPO kanopi bölümündeki pavilyonlarda ve açıkhava bölümünde yer alacak. Bu açıkhava sergi alanları, ahşap değer zinciriyle ilişkili çeşitli konuların daha iyi bir şekilde sergilenmesini olanaklı kılacak. Her bir "cadde"nin  farklı temaları, aktivite alanını ve Wood Industry Summit'i ağırlayacağı açık hava sergi alanında yer alacak olan “Forestry Technology”i ile LIGNA ormancılık teknolojilerini de fuarın merkezine almış olacak. Katılımcılar bu yıl, ağaç işleme endüstrisinde değer yaratan ağların yanı sıra akıllı ve ağ tabanlı üretim sistemleri  çerçevesinde büyük yenilikler de sunuyorlar “şekkinde özet bilgiler verdiler.  

yilmazparlar@yahoo.com

 yilmazparlar@yahoo.com

18 Haziran 2016 Cumartesi

Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) basın iftarı-Yılmaz Parlar



TEDARİK SANAYİDE “ANAHTAR”


Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Yönetim Kurulu Üyeleri, Zincirlikuyu Avangarde Hotel’de düzenlenen basın iftar yemeğinde basın mensupları ile bir araya geldi. Basın Toplantısına, TAYSAD Başkanı Alper Kanca TAYSAD Yönetim kurul üyeleri, İTO Meclis Başkanı Şekib Avdagiç katıldı.

3–4 Kasım 2016 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek konferansta Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı’na Türkiye ev sahipliği yapacak  Otomotiv Sektöründe görev alan mühendislerin değil, dünya çapında tüm otomotiv mühendisleri için de önemli ve saygın bir etkinlik olacak.; “Otomotivde Hafifleştirme”, “Otomotiv Mühendisliği Eğitimi” ve “Otomotiv Sanayiinde Kariyer” başlıklarını kapsayacak konular tartışılacak”

Özellikle otomotiv endüstrisinin 2020 yılında 150 milyar Euro’luk bir pazara ulaşması öngörülen Çin, yedek parça pazarında 6 milyar liraya ulaşan Türkiye,
otomotiv endüstrisinin önemli ayaklarından, satış sonrası hizmetler ve yedek parça sektöründeki yenilikler, son teknolojiler, Otomotiv endüstrisinde başarının anahtarı inovasyon, Ar-Ge ve yenilikçiliğin yanısıra hareket kabiliyetleri olan şirketler, Tedarik Sanayisi’nin şifresi yenileme pazarı ile çözüleceği, konular konuşuldu.

Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Alper Kanca, Tedarik sektörün ekonomiye olan katkısını değerlendirirken “Yenileme pazarı otomotiv tedarik sanayisi için hayati bir önem arz ediyor. Ülkemiz binek araç konusunda ciddi fırsatlara sahip ve bunu iyi değerlendirmemiz gerek. Binek araç sayısının hızlı bir yükselişte olması Yenileme Pazarı’nın büyümesine doğrudan etki ediyor. Bir anlamda Tedarik Sanayisi’nin şifresi Yenileme Pazarı ile çözülecek diyebiliriz” sözleriyle anahtar çözümleri açıkladı.  “TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 2003 yılında bin kişiye düşen araç sayısı 95 iken, bu rakam 2014 sonu itibariyle 173 oldu. Türkiye binek araç konusunda ciddi fırsatlara sahip ve bunu iyi değerlendirmemiz gerek. Ülkemizdeki binek araç sayısının hızlı bir yükselişte olması, Yenileme Pazarının büyümesine doğrudan etki ediyor. Binek araçların da içinde yer aldığı hafif ticari araç segmentinde, araç yaşı ortalamasının birçok ülkede arttı. Araç yaşının en genç olduğu ülkeler Hindistan (4,2) ve Çin (4,5), en radikal değişim yüzde 9 ile İran’da yaşanmaktadır. Türkiye’de yalnızca yüzde 2’lik bir değişim gerçekleşti.”
İran’da yaşanan yüzde 9 luk değişimin hiperaktif beyin fırtınasında Kota kalkması olduğu ortak görüş -fikir birliği oldu.

Ülkelere Göre Ortalama Araç Yaşını görsel grafik ve trendlerle açıklmasını yapan Kanca global yenileme pazarı ile Türkiye yenileme pazarı paralel gelişme gösterdiğini, yenileme Pazarının arasında satış ve üretim benzerliklerinin olduğunu belirtti. “Küresel Yenileme Pazarı ile Türkiye’yi kıyasladığımız zaman, en fazla gelir sağlayan ürünlerin lastikler, yağ, gövde, bataryalar ve fren parçaları olduğunu görüyoruz. Kârlılık oranını yükseltmek durumundayız. Bunun için de ileri teknolojiler geliştirmeye devam etmeliyiz. Tabi sadece kârlılığı yükseltmek tek başına yeterli değil. Bir taraftan kârlılığı arttırırken diğer taraftan da hayatta kalmak ve büyümek için yeni yatırımlara dâhil olmamız da gerekmektedir.” Şeklinde ayakda kalmayı vurguladı.

TAYSAD Başkanı Kanca, “Türkiye’nin 2014 yılındaki toplam Yenileme Pazarı geliri 4 milyar 514 milyon dolar iken, 2015 yılında 4 milyar 740 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Büyük sürprizler ve ekonomik dalgalanmalar olmadığı müddetçe 2021 yılında bu rakamın yüzde 5’lik bir büyüme ile yaklaşık 6 milyar 350 milyon dolara ulaşacağını öngörüyoruz” dedi.

Çin Otomotiv Yenileme Pazarı umut vadetmeye devam ediyor
Çin Otomotiv Yenileme Pazarı’ndaki gelişmeleri değerlendiren TAYSAD Başkanı Alper Kanca, “Yaşanan tüm yerel ekonomik istikrarsızlıklara rağmen 2015-2016 rakamlarına bakıldığında, Çin Otomotiv Yenileme Pazarı sektörü halâ maksimum büyüme potansiyeline sahip. Sektör pazarının büyüme potansiyelini değerlendirdiğimizde, Çin açık ara önde olsa da Tayland, Hindistan, Brezilya, Meksika ve Rusya gibi ülkelerin yanı sıra Türkiye de bu büyümeden payına düşeni almanın peşinde” olmalı şeklinde görüş beyan etdi.

Alper Kanca, ihracat rakamlarındaki gelişmesi hakkında; “2015 yılı euro bazındaki birim fiyatı, 2010 yılına oranla yüzde 12,5 dolayında artış gösterdi. 4,82 Euro’ya kadar yükseldi. Yılın ilk 4 ayında da bu rakam 4,83 euro/kg olarak gerçekleşti, 2016 Nisan sonu itibariyle TÜİK verileri dikkate alındığında tedarik sanayi ihracatının dolar bazında 3 milyar’ı; euro bazında ise 2,7 milyar’ı aştığ. Toplam sektör ihracatı ise yine bu dönemde dolar bazında 7,6 milyar iken, Euro bazında 6,6 milyar seviyesinde gerçekleşti. Yılın diğer yarısının beklenildiği gibi devam etmesi halinde 2016 yılı sonunda toplam sektör ihracatımızın 23 milyar doları geçmesini bekliyoruz. Tedarik sanayimiz ise bu rakamın yaklaşık 9,3 milyar dolarlık kısmını gerçekleştirecektir” şeklinde konuştu.

Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı’na Türkiye ev sahipliği yapacak “Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD), Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Otomotiv Teknoloji Platformu (OTEP) ve işbirliği ile düzenlenecek ve Amerikan Otomotiv Mühendisliği Derneği’nin (Amerikan Society of Automotive Engineers - SAE International) de destek vereceği Uluslararası Otomotiv Mühendisleri Konferansı IAEC ile dünya otomotiv devlerinin mühendislerini bir araya getireceğiz. IAEC sadece Türk Otomotiv Sektöründe görev alan mühendislerin değil, dünya çapında tüm otomotiv mühendisleri için de önemli ve saygın bir etkinlik olacak. 3–4 Kasım 2016 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek konferansta; “Otomotivde Hafifleştirme”, “Otomotiv Mühendisliği Eğitimi” ve “Otomotiv Sanayiinde Kariyer” başlıklarını kapsayacak konular tartışılacak” dedi.

yilmazparlar@yahoo.com

5 Nisan 2015 Pazar

KARTEPE EKONOMİ ZİRVE 2015

Bu yıl 11.ncisi düzenlenen ve Başkanlığını Celal Toprak’ın yaptığı kısa adı EGD olan Ekonomi Gazeteciler Derneğinin, Kartepe Ekonomi Zirvesi 27-29 Mart 2015 tarihleri arasında gerçekleşti.
600’den fazla üyesi bulunan Yurdun her köşesinden katılan ekonomi yazarları kendi bünyelerinde bir kaç panel düzenleyerek çeşitli gündem maddeleri belirlediler ve fikir geliştirdiler. Yeni teknolojiler hakkında bilgilendirildiler. Geleceğin medyasını hakkında örnekleri izlediler.

Başkan Celal Toprak genel ufuk turu ile başlayan konuşması sonrası panellerle tüm üyelerin zirveye fikir paylaşımları ile devam etti  Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun sunumu sırasında zaman zaman üyeler üyeler fikirlerini görüşlerini beyan ettiler.
 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun sunumu şu şekilde gerçekleşti.

"Türkiye'nin yeni bir ekonomi modeline ihtiyacı var. Bu yeni model, teknolojik dönüşüm, kadınların işgücüne katılımı ve girişimciliğe odaklanmalı"

- "2015'in ilk üç ayında gerek dövizdeki dalgalanma, gerek ihracat pazarlarındaki sıkıntılar ve gerek çevre coğrafyadaki karışıklıklar bir an için moral bozdu. Ama enseyi karartmaya gerek yok"
- "Yakında karekodlu çekler piyasaya girecek. Çek üzerindeki karekod cep telefonundan okutulduğu zaman müşterinin çek endeks puanı çıkacak"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin teknolojik dönüşüm, kadınların işgücüne katılımı ve girişimciliğe odaklanan yeni bir ekonomi modeline ihtiyacı olduğunu söyledi.

Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin (EGD) bu yıl 11'incisini düzenlediği Kartepe Ekonomi Zirvesi'nde, "Dünyada ve Türkiye'de Ekonomik Görünüm" başlıklı bir sunum yaptı.

Dünya ekonomisi için 2014'te yüzde 3,3, 2015'te yüzde 3,5, 2016'da yüzde 3,7 büyüme beklendiğini aktaran Hisarcıklıoğlu, dünya ticaretinde hala istenen bir büyüme beklentisi olmadığını ifade etti.
Petrol fiyatlarındaki düşüşün Türkiye'yi hem olumlu hem de olumsuz etkilediğine değinen Hisarcıklıoğlu, "Olumlu tarafı, petroldeki her 10 dolarlık düşüş cari açığa 4,4 milyar dolarlık iyileşme sağlıyor. Olumsuz tarafı ise petrol ürünleri ihraç eden ülkelerin bizim ihracatımız içindeki payı yüzde 65. Türkiye'deki turistlerin yüzde 30'u petrol ihracatçısı ülkelerden geliyor. Ayrıca, müteahhitlik sektörünün yurt dışında yaptığı işlerin yüzde 85'i de petrol ihraç eden ülkelerde. Bu pazarlardaki gelirde düşme var" dedi.


Türkiye'nin 2015'teki G20 dönem başkanlığında, B20 kapsamında ilk defa 5 kıtada 12 toplantı gerçekleştireceklerini anlatan Hisarcıklıoğlu, "Bugüne kadar Türkiye'den B20 sürecine katılım sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Maalesef Türk şirketleri olarak global düşünce içinde değiliz. Sadece Ankara'yı etkileyerek işlerimizin halledilebileceğini düşünüyoruz. Ama ekonomideki kurallara uluslararası toplantılarda ve merkezlerde karar veriliyor" diye konuştu.

B20'de küresel ölçekteki korumacılık tedbirlerine odaklanacaklarını anlatan Hisarcıklıoğlu, ekonomik kriz korkusuyla ülkelerin korumacılık tedbirlerini artırmasının dünyadaki büyümenin yavaşlamasının ana nedeni olduğunu vurguladı.

Hisarcıklıoğlu, altyapı yatırımlarındaki açığın dünyanın geleceğini tehdit ettiğini belirterek, "Burada hem projeye hem de finansmana ihtiyaç var. Kurumsal özel sektör yatırımcılarının bu alana çekilmesi için dünya ölçeğinde projeler gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin G20 dönem başkanlığında İstanbul merkezli olarak kurulacak Küresel KOBİ Forumu'nun bütün dünya KOBİ'lerinin sesi olacağını dile getirdi.


Türkiye'de 2015'in ilk üç ayında gerek dövizdeki dalgalanma, gerek ihracat pazarlarındaki sıkıntılar ve gerek çevre coğrafyadaki karışıklıkların bir an için moral bozduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Ama enseyi karartmaya gerek yok" dedi.

Hisarcıklıoğlu, Türkiye ekonomisi için 2015 yılındaki riskleri, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) alacağı faiz kararı, çevre coğrafyalardaki karışıklıklar ve genel seçime kadar yaşanacak süreç olarak sıraladı.
Avrupa'da beklenen parasal genişleme, petrol fiyatlarındaki gerileme ve açıklanan yapısal dönüşüm programlarının ise Türkiye için fırsat oluşturduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, iş dünyası temsilcileri arasında yaptıkları bir ankette, yapısal dönüşüm programlarını destekleme oranının yüzde 55,6 çıktığı bilgisini paylaştı.

"2015 genel olarak düşe kalka yol alacağımız bir yıl olacak" diyen Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:
"Ama biz iyimser yaklaşıyoruz. Türkiye ekonomisi 2014'te büyümede yüzde 3'ü yakalar inşallah. 2015 için, ilk çeyrekteki öncü rakamlarda büyüme için zayıf sinyaller var. Net ihracat bu dönemde büyümeye katkı vermiyor. Büyümenin iç talebe dayalı olarak olacağını görüyoruz. Zaman zaman aksama olsa da Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor.

İşsizlik hala Türkiye için önemli bir sorun ama Türk özel sektörü 2014'te 2013'e göre 1 milyon 100 bin ilave istihdam sağladı. Bu müthiş bir rakam. Ekonominin lokomotifi inşaat sektöründe de 2014'te yapı ruhsatı sayısında, konut satışında ve yabancılara konut satışında artış var. Sanayi sektörü de 2014'te yüzde 3,6 büyüdü."

Hisarcıklığlu, yurt içinde katma değer vergisi (KDV) tahsilatında geçen kasım, aralık ve ocak aylarındaki yüzde 19'luk artışın da Türkiye'de büyümenin iç talebe bağlı olacağını gösterdiğini söyledi.


Rifat Hisarcıklıoğlu, geçen yıl iç piyasada protesto edilensenet ve karşılıksız çek tutarlarında enflasyon kadar artış olduğunu belirterek, "Her ne kadar piyasada ters bir algı olsa da karşılıksız çıkan çeklerin oranında 2014'te 2013'e göre bir düzelme var. 2013'te 100 liralık çekin 3,7 liralık kısmı karşılıksız çıkarken, 2014’te bu rakam 3,3 olmuş. Burada sıkıntılı olan bir şey şu; karşılıksız çeklerde 2014'ün son 4 ayına bakıldığında, önceki yılın aynı dönemine göre artış trendi var. Bu 2015 için bir veri olabilir" değerlendirmesinde bulundu. 

Kredi Kayıt Bürosu ile birlikte çalışarak geliştirdikleri karekodlu çeklerin yakında piyasaya gireceğini anlatan Hisarcıklıoğlu, "Çek üzerindeki karekod cep telefonundan okutulduğu zaman müşterinin çek endeks puanı çıkacak. İstenirse detaylı rapor da görülebilecek. Buna göre karar verilebilecek. Bu, ticaretin sağlıklı yapılabilmesi için iç piyasa açısından devrim niteliğinde bir karar" dedi.
Hisarcıklıoğlu, 2013'te bir önceki yıla göre reel sektörün satışlarının 473 milyar lira, faaliyet karının ise 31 milyar lira arttığını, ancak kredi faiz giderlerinin de 31 milyar lira yükseldiğini belirterek, "Yani artırılan ilave kar, faizlere ödenmiş. Döviz kuru zararından dolayı da 2013'te 2012'ye göre 29 milyar lira eksik kar elde etmişiz. Bu, Türk şirketlerinin niye sermaye biriktiremediğinin en önemli göstergesi. Kredi faizi ve döviz kuru şirketlerimizi direkt etkiliyor" yorumunu yaptı.

Her yıl artan bir eğilimde ihracatın riskli bir şekilde yapıldığına işaret eden Hisarcıklıoğlu, "Açık hesap veriyoruz. Geçen yıl ihracatımızın yüzde 65'ini mal mukabili yapmışız. Bu aslında büyük risk. Çünkü, riskli pazarlara ihracat yapıyoruz. Ayrıca global kriz henüz bitmedi. Çevremizdeki sıkıntılar otomatikman Türkiye ekonomisini ve Türk şirketlerini etkiler. Bu noktada Eximbank'ın ihracat sigortası var. İhracatçılarımıza bunu yapmalarını tavsiye ediyorum" dedi.

Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin teknolojik dönüşüm, kadınların işgücüne katılımı ve girişimciliğe odaklanan yeni bir ekonomi modeline ihtiyacı olduğunu vurguladı.

"Ne kadar yüksek cari açık, o kadar fazla büyüme" varsayımının yanlış olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, eskiden büyümenin motoru görülen cari açığın, artık ilaç olamadığını söyledi.
OECD ülkeleri ortalamasında yüksek teknoloji ihracatı yüzde 18 iken Türkiye'de bu oranın yüzde 4 olduğuna dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

 "Yeni hikayede en önemli bileşen yüksek teknoloji olmalı. Gereksiz günlük tartışmaları bırakıp hepimizin esas konuya odaklanması lazım. Gelirimizi artırmak, işin hamallığından kurtulmak istiyorsak en azından bu ortalamayı yakalamalıyız. Biz bunu rakiplerimiz kadar yapamıyoruz. Gelişmekte olan ülkeler bizden daha önde."

Hisarcıklıoğlu, şirketler açısından yeni bir çıta koymak gerektiğini ifade ederek, en hızlı büyüyen 100 şirket içinde yazılım ve bilişim teknolojileri şirketlerinin sayısının ABD'de 60 iken Türkiye'de 21 olduğuna dikkati çekti.


Kamu ihalelerinin Türkiye'nin büyüme politikasındaki yeni trend olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, "Meclis'ten geçen yasayla artık kamu ihalelerinde yüzde 51'i yerli olan bir mal ithale göre yüzde 15 daha pahalı olsa da kurum onu almak mecburiyetinde, tercihinde değil. Bu devrim niteliğinde bir adım. Kamu alımı sanayinin dönüşümünde en önemli itici güç" dedi.
Türkiye'nin orta gelir tuzağının içine düştüğünü belirten Hisarcıklıoğlu, "Artık yeni reform yapma zamanı geldi. Bu coğrafyada farklılaşmak zorundayız. Zor bir coğrafyada iş yapıyoruz. İnşallah Yemen'deki son gelişmeler mezhep savaşlarına neden olmaz. Mezhep savaşları bütün İslam coğrafyasını tetikleyecek bir unsur. Bu nedenle risk görüyorum. 'Yemen bizden uzak, bize göre ne var' diye bakmamak lazım. Allah korusun, bir mezhep savaşının ön sinyali olabilir. Bu hepimizi etkiler" diye konuştu.

Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin eğitim reformuna, hukuk reformuna ve idari reforma ihtiyacı olduğunu dile getirdi.


Reel sektörün ayağında prangalar olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, işlem maliyetlerini artıran uygulamalardan kurtulmak istediklerini söyledi.

İflas ertelemenin, son dönemin en büyük tehlikesi olduğunu aktaran Hisarcıklıoğlu, "Kötü niyetli bazı işletmeler alacaklılarını istismar etmek için iflas erteleme alıyor. Paranı alamıyorsun; bekle ki ne zaman iflas ertelemeyi kaldırtabilirsen... Böyle mantıksız bir şey olmaz" dedi.

Art niyetli kişiler tarafından hazırlanan, firmaların isimlerinin yer aldığı "asılsız kara listelerin" internette dolaştığını aktaran Hisarcıklıoğlu, "Batacaklar iddiasıyla kara liste yayınlanınca bazı bankalarımız baykuş gibi onların üzerine atlamaya başladı. Bu listeyi gören bankalar kredileri kapatmaya girişti. Listede adı olan firmalar, 'Bizim böyle bir sıkıntımız yok' diye ilan vermeye başladı. Bunu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanına aktardım" diye konuştu.
Türkiye'de bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı arasındaki uçurumun büyük bir sorun olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu:

"En zengin bölge ile en fakir bölge arasında tam 4 kat fark var. Marmara bölgesi tıkandı. Türkiye'yi coğrafi olarak yeni bir boyutta düşünmemiz gerek. Zenginliği 81 ile yaymak için mekansal strateji planı hazırlıyoruz. Bölgeler arası farklılığı gidermek ancak mekansal stratejiden geçiyor. Türkiye sadece Marmara bölgesiyle zenginleşemez. 2023 hedefine ulaşmak istiyorsak yeni Marmara bölgelerine ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.

Ortalama yüzde 3 büyümeyle 2020'de Türkiye'de kişi başına gelirin 13 bin dolara geleceğini, yeni bir hikaye yazılabilirse bu rakamın yüzde 7 büyümeyle 17 bin dolara ulaşacağını belirten Hisarcıklıoğlu, "Buna odaklanmalıyız. Kavgaların içinde boğulursak kendimize yazık ederiz. Türk özel sektörünün, girişimcisinin bunu başarabileceğine inanıyorum" dedi.

"Yüksek teknolojili üretimin üssünün Marmara Bölgesi'nin dışında olması gerek. Bizim yeni bir Marmara'ya ihtiyacımız var çünkü artık Marmara Bölgesi tıkandı, doldu"
- "Yeni Marmara için diyoruz ki İç Anadolu'yu da içine alan kuzey-güney eksenini iki limanda buluşturan şehirlerde olması lazım"


- "Ben iş dünyasının başkanıyım, iyiye bakmak durumundayım, geleceğe bakmak durumundayım. Eksiklikleri kırmadan dökmeden söylemek durumundayım. İş adamı kavga etmez, kavga ederek bir sonuca varamazsınız"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, yüksek teknolojili üretimin üssünün Marmara Bölgesi'nin dışında olması gerektiğini belirterek, "Bizim yeni bir Marmara'ya ihtiyacımız var çünkü artık Marmara Bölgesi tıkandı, doldu. Yeni Marmara için diyoruz ki İç Anadolu'yu da içine alan kuzey-güney eksenini iki limanda buluşturan şehirlerde olması lazım" dedi. 
Hisarcıklıoğlu, Ekonomi Gazetecileri Derneği'nin (EGD) bu yıl 11'incisini düzenlediği Kartepe Ekonomi Zirvesi'nde, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Girişimciliğin bir risk işi olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, işsizlikle mücadele için de girişimciliğin önemli bir mecra olduğuna dikkati çekti.

Dünyada girişimcilik eğitimi alan her 10 kişiden ancak birinin başarılı olabildiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, "İşgücüne katılım çok önemli. İşsizlik oranı yükselmiş gibi görünüyor. Biz her yıl yüksek büyümeyi sürdüremezsek bu oran yukarı doğru çıkar. Eğer sürdürebilirsek işsizliği aşağı doğru indirebiliriz" diye konuştu.

Avrupa ekonomisinin canlanması halinde Türkiye'nin bölgeye yüksek ihracatı nedeniyle olumlu etkileneceğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, paritedeki volatiliteye ilişkin şunları kaydetti:
"Parite konusunda özel sektör olarak bizde bir eksiklik var. Kur riskimizi sigortalayacak sistemleri kullanmıyoruz. Bu tür enstrümanları gelişmiş ülkelerin hepsi bizden daha iyi yapıyor. Bizim de bunları yapıyor olmamız lazım ki bu tip kur fırtınalarında sağlıklı kalabilelim."

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile Çözüm Süreci'ne ilişkin görüştüklerini anlatan Hisarcıklıoğlu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde istihdam oluşturmak amacıyla sadece devlet eliyle fabrikalar yapılmasının, orta ve uzun vadeli ciddi sıkıntıları olabileceğini dile getirdi.

"Özellikle bir tehlike var, ona dikkati çektik. Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu veya başka bir bölge için 'Kamu yatırım yapsın, kamu fabrika yapsın, bu fabrikada da mal üretilsin' dediğimiz zaman bu hepimizin cebinden gider. Burada ne verimli çalışma olur ne gerçek fiyat teşekkülü olur. Bunu yakalayabilmemiz mümkün değil ve 78 milyon olarak bunun bedelini hep beraber öderiz. Devletin artık bugünkü dünyada görevi yatırımcıyı çekecek altyapıları yapmaktır. 

Her zaman söylerim; huzur olmadan ticaret olmaz, ticaret olmadan zenginlik olmaz. O huzur ortamı olduğu için geçen yıl Türkiye'nin geleceğine en umutlu bakan il yüzde 90'la Batman çıktı; Organize Sanayi Bölgesi'nde bile yeri kalmamıştı. İkinci, yüzde 82 ile Diyarbakır'dı. Üçüncü Gaziantep, dördüncü Kocaeli ve beşinci Bingöl. Yani bir huzur sürecinin bize getireceği katkı çok önemli."


İş adamlarının geleceğe olumlu bakmak durumunda olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin zenginleşmesi için herhangi bir kavganın tarafı olamayacaklarını dile getirdi.

Hisarcıklıoğlu, 1,5 milyon şirketin temsilcisi ve 15 milyon kişiye istihdam sağlayan iş dünyasının başkanı olarak Türkiye adına güzel günleri arzuladığını belirterek, şunları kaydetti:

"Bizler her sabah dükkanımızı kar etmek için açarız, zarar etmek için değil. Onun için ben iyimser olmak mecburiyetindeyim. Ben iş dünyasının başkanıyım, iyiye bakmak durumundayım, geleceğe bakmak durumundayım. Eksiklikleri kırmadan dökmeden söylemek durumundayım. Benim işim siyaset değil, siyaset yapamam. Benim görevim üyelerimin menfaatini iletmek. Siyaset halktan yetkiyi almış olan kişilerin işidir. İş adamı kavga etmez, kavga ederek bir sonuca varamazsınız. Siyasetçi kavga eder mi? Eder ama benim işim kavga değil, kavganın unsuru da olamam. Ülkede huzursuzluk unsuru da olamam."

Gazetecilerin, Koç Holding Yönetim Kurulu üyesi Ali Koç'un medyaya "Çocuklarımızın geleceğinden endişe duymamak mümkün değil" başlığıyla yansıyan değerlendirmesine ilişkin bir sorusu üzerine, Hisarcıklıoğlu, şu yanıtı verdi: 

"İlgili haberin başlığına ve içeriğine baktık, değerlendirme yaptık. B20 İstihdam Görev Gücü Koordinatör Başkanı da olan Ali Koç, orada 'Dünyadaki işsizlik artıyor, çocuklarımın geleceğinden endişeliyim' diyor. Dediği bu. Ama biz bunu aldık, getirdik, iç siyasetin malzemesi yaptık. Bazılarımız haksız yere dövdü, bazılarımız 'Helal olsun' dedik. Bence doğru yerde doğru bir şey söyledi; B20 işgücü toplantısında dünyadaki işsizliğin artmasından duyduğu kaygıyı ifade etti. Ama bunu günlük politikanın içinde malzeme yaparsak doğru olmaz."

Rifat Hisarcıklıoğlu, 2001 krizi sırasında KOBİ'lere düşük faizli kredi versin ve ihracat artsın diye TOBB'un Eximbank'a 100 milyon dolar aktaracağını duyurmasının bir haberde "TOBB 100 milyon dolar alacak" diye yansıtıldığını anımsatarak, "Dolar kuru bir anda hızla yükseldi. Kanalı aradık 'Dolar almayacağız, TL olarak vereceğiz' dedik. Ama bu haberi vermedi. Bunu fırsat bilip işlem yapanlar kazandı. Sonradan, 'off the record' öğrendim. O gün itibarıyla işlem yapan 30 kişi/kurum bu işten para kazanmış" ifadelerini kullandı.

Yeni koridorlar ve kümelenme üzerine TOBB'un Türkiye'nin mekansal stratejisini hazırladığını aktaran Hisarcıklıoğlu, bunun tartışılmasını istediklerini söyledi.

Hisarcıklıoğlu, "Yüksek teknolojili üretimin üssünün Marmara Bölgesi'nin dışında olması gerek. Bizim yeni bir Marmara'ya ihtiyacımız var çünkü artık Marmara Bölgesi tıkandı, doldu. Yeni Marmara için diyoruz ki İç Anadolu'yu da içine alan kuzey-güney eksenini iki limanda buluşturan şehirlerde olması lazım" diye konuştu.

- "Toplumda her kesimde yeni bir anayasa talebi var"

Yeni anayasa için kendilerini "Anayasa Gönüllüleri" diye adlandıran 6 bin kişinin içinde kendisinin de olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu:
"Çalışmalarımız devam ediyor. 'Türkiye'nin yeni bir hikayeye ihtiyacı var' derken anayasa değişikliği diye topluma sorduğunuz zaman büyük bir oranda 'evet' çıkıyor, yüzde 80'ler civarında. Herkesin mevcut Anayasa'dan bir şikayeti var. Zaten Meclis'te grubu bulunan 4 siyasi parti de 4 sene önce toplumun tamamına vadetti değişikliği, ama beceremediler, uzlaşamadılar. Toplumda her kesimden yeni bir anayasa talebi var. 'Yeni hikaye' dediğim, yeni bir başkanlık sistemi, yeni bir anayasa değil. Ekonomide yeni bir hikayeye ihtiyacımız var, yanlış anlaşılmasın."

KOBİ'lerin Türkiye ekonomisi açısından hayati değeri olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, "KOBİ'ler önemli ama dönüşümü yapmaları lazım. Mevcut sistem sürdürülemez. KOBİ'lerin kurumsallaşması stratejisi bir an önce hazırlanmalı" dedi.

yilmazparlar@yahoo.com