16 Ağustos 2018 Perşembe

Batı Uygarlığı’nın Gelişimi ve Türkiye-AB İlişkileri-Yılmaz Parlar

YILIN AKADEMİSYENİNDEN ALTIN KİTAP

Batı Uygarlığı’nın Gelişimi 


Yılın Başarılı Bilim Adamı kategorisinde; Yılın akademisyeni ödülüne layık görülen, Yılın akademisyeni seçilen, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi (KAÜ) Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker’in ‘‘Batı Uygarlığı’nın Gelişimi ve Türkiye-AB İlişkileri’’ başlıklı yeni kitabı yayımlandı.

Yeni Yüzyıl Yayınları’ndan çıkan, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi (KAÜ) Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker’in “Batı Uygarlığı’nın Gelişimi ve Türkiye-AB İlişkileri” isimli 18. kitabında, 55 yıldır AB kapısında bekleyen Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerin tüm gerçekleri incelikleriyle anlatılıyor.

AB’nin kendi Üniversitesi olan ve Avrupa Komisyonu’na Eurokrat yetiştiren Bruges Avrupa Koleji (College of Europe) ile birlikte Türkiye’de -Kıbrıs’da kamu ve özel sektör yöneticilerine yönelik AB sertifikalı eğitim programları düzenleyen, Kıbrıs Amerikan Üniversitesinin Rektörü, Prof. Dr. Uğur Özgöker’den kitap hakkında aldığımız bilgilere göre; Elli beş yıldır AB kapısında bekleyen Türkiye’nin AB ile olan ilişkilere farklı bir perspektif açısından bakarak, incelendiği, öğreniyoruz.
Özgöker kitabında yazdıklarından kısaca AB ile ilgili  “Çoğu uzmanın dillendirmekten uzak olan bu ilişki, AB’nin ikircikli tavrı nedeniyle hiçbir zaman samimi bir denklemde gerçekleşemedi. 1959’da Menderes Hükümeti döneminde AT’ye başvurusunu yapan ve 1963 yılında Ankara Antlaşması ile başlayan sürecin hakkaniyet testinden geçemediği aşikâr. Bu tespiti hükümetlerin, süreci yöneten siyasilerin değişmesi ama şimdiye kadar tam üyelik konusunda bir sonuç elde edilememesi de doğruluyor.” Şeklinde sürecin ilişkiler omurgasını özetliyor.
Türkiye’nin AB yolculuğunu objektif bir şekilde değerlendiren iki akademisyen tarafından hazırlanan bu eserde, AB genişleme sürecinin Batı Balkan ülkelerini hedeflediği görülüyor. Süreci; siyasi, askeri, ekonomik bağlamlarda reel, analitik ve rasyonel bir şekilde yorumlayan yazarların ortak görüşü ise oldukça anlaşılır.

KAÜ Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker sonuç olarak “Uluslararası konjonktürde büyük bir değişiklik olmaz ve AB doğudan veya güneyden büyük bir askeri güç tehdidiyle karşılaşmazsa Türkiye hiçbir zaman AB’ye tam üye olamayacak. Bu durumda AB-Türkiye ilişkisinin “Derinleştirilmiş Gümrük Birliği” ve “İmtiyazlı Ortak” şeklinde gerçekleşmesinden başka bir ihtimal bulunmuyor.” Öngörüde bulunuyor.


Tüm akademik çalışmaları yanında, Türkçe’nin AB’nin resmi dili olması için gösterdiği kişisel çabalar, Türkiye-AB İlişkileri ile uluslararası ilişkiler alanında yaptığı bilimsel çalışmalar doğrultusunda yayımladığı makale ve kitaplar nedeniyle, İstanbul Sanayici ve Yatırımcı İş Adamları Derneği İSİYAD tarafından, Yılın Akademisyeni ödülüne layık görülen, Prof. Dr. Uğur Özgöker, değişik üniversitelerde; AB Araştırma ve Uygulama Merkezi (ABAUM) Müdürlüğü, Uluslararası İlişkiler ve Küreselleşme Yüksek Lisans Programı Başkanlığı, Fakülte Yönetim Kurulu Üyelikleri, İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyeliği, İstanbul AREL Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığı, ABD New York FORDHAM Üniversitesi-Kadir Has Üniversitesi müşterek Executive MBA Programı’nın Türkiye eş-koordinatörlüğü, Kıbrıs ADA Havayolları Yönetim Kurulu Üyeliği, İİBF ERASMUS Koordinatörü, ARELUSAM Uluslararası Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcılığı gibi idari ve akademik görevler üstlenen Özgöker, GAÜ İşletme ve Ekonomi Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanlığı ve Siyaset Bilimi-Kamu Yönetimi Öğretim Üyeliği, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliği görevlerini de yürütmüştü. Cenevre ve Paris’te DTÖ ve OECD Rekabet ve Ticaret Komiteleri toplantılarına katıldı, Rekabet Kurumu uzmanları için Bruges Avrupa Koleji ve Londra City Üniversitesi Ekonomi Bölümü ile AB Rekabet Hukuku ve Politikası ile Sanayi İktisadı eğitim programları organize etti. Ayrıca Türkiye Barolar Birliği ve çeşitli illerdeki Barolar ve Ticaret ve Sanayi Odaları ile birlikte birçok şehirde Avukatlar, Sanayici ve İş Adamları için Rekabet Hukuku ve Politikası sertifikalı eğitim programları düzenledi. Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı - TİKA ile birlikte Moğolistan’ dan Makedonya’ya kadar 15 Avrasya ülkesinin üst düzey ekonomi bürokratları ile Rekabet Kurumları başkan ve yöneticileri için 1 er haftalık “Serbest Piyasa Ekonomisi ve Rekabet Kuralları”  sertifikalı eğitim programlarını gerçekleştirdi. Bruges Avrupa Koleji ve TİKA eğitimleri ülkemizin faaliyetleri olarak OECD’ nin yıllık faaliyet raporlarında yer aldı.

Prof. Dr. Uğur Özgöker, 1963 yılında Paris' te doğdu. İlkokulu Ankara Özel Ayşeabla İlkokulunda, ortaokul ve lise birinci sınıfı Ankara Özel Tevfik Fikret Lisesinde okudu, liseyi İstanbul Fenerbahçe Lisesinde bitirdi. 2 sene Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümünde okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü 1987' de derece ile bitirdi. 1988' de Avrupa Topluluğu'nun Ekonomik Yapısı alanında Yüksek Lisansını, 1994' de Uluslararası İlişkiler alanında Doktorasını tamamladı. 2012’ de Siyasal Hayat ve Kurumlar Temel Alanında Üniversite Doçenti oldu. 2017 de Uluslararası İlişkiler Profesörü oldu.

Master Programında ise Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler ve AB’ ye Yönetsel Uyum dersler verdi. Hava, Kara ve Deniz Harp Enstitülerinde KARSU, Eski Harp Akademileri Komutanlığı bünyesindeki SAREN - Stratejik Araştırmalar Enstitüsü -, Silahlı Kuvvetler Akademisi, Deniz Harp Akademisi, Hava Harp Akademisi, Kara Harp Akademisi ve Komutanlık Kurmay Sınıfı - KOMKARSU ) Uluslararası Örgütler,  Avrupa Güvenlik Sorunları, Küreselleşme, BM, AB ve Türkiye - AB İlişkileri ve NATO derslerini,   AB finansmanıyla İstanbul Sanayi Odası Başkanlığında Polonya Ticaret Odaları Birliği - Macaristan Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği - AB’nin finanse ettiği ve UNDP’ nin uyguladığı “Azerbaycan Gümrük Hizmetlerinin Modernleştirilmesi Projesi”nde Uluslararası Ticaret ve Uluslararası İlişkiler Danışmanı olarak çalışmıştır. AB konusunda çok sayıda eğitim semineri ve toplantı düzenlemiştir.
T.C , K.K.T.C ve AB’de olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşunda yönetim kurulu üyelik ve başkanlıkları olan Özgöker’in Uluslararası İlişkiler alanında birçok kitabı basılmıştır.

yilmazparlar@yahoo.com

19 Haziran 2018 Salı

İtibar Endeksine göre-Türkiye’nin en itibarlı markaları belli oldu-Yılmaz Parlar


Türkiye’nin en itibarlı markaları belli oldu

Yıldız Teknik Teknik Üniversitesi İstatistik Bölümü’nce raporlanan ve akademik denetimi yapılan Türkiye İtibar Endeksi’nde yine çarpıcı sonuçlar çıktı


İtibar Group bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye İtibar Akademisi tarafından bu yıl 7’incisi gerçekleştirilen Türkiye İtibar Endeksi Araştırması’nın yeni sonuçları açıklandı. Araştırma, 1 Şubat ile 30 Nisan 2018 tarihleri arasında 20 farklı sektörde, CATI yani bilgisayar destekli telefonla görüşme yöntemi ile 5000 kişi aranarak Türkiye çapında gerçekleştirildi. Yıldız Teknik Teknik Üniversitesi İstatistik Bölümü’nce raporlanan ve akademik denetimi yapılan Türkiye İtibar Endeksi 2017 Araştırmasına göre; Türkiye’nin en itibarlı markası 7. kez üst üste Koç Holding olurken, 2. sırada Arçelik, 3. sırada ise Ülker yer aldı.
Türkiye geneli harici 20 farklı sektörün mercek altına alınarak yapıldığı Türkiye İtibar Endeksi (TİE) Araştırması’nın saha verileri, Prof. Dr. Ali Hakan Büyüklü başkanlığındaki Dr. Ömer Bilen ve Dr. Reşit Çelik’den oluşan Yıldız Teknik Üniversitesi İstatistik Bölümü öğretim üyelerince akademik olarak denetlendi ve rapor haline getirildi. İtibar Group bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye İtibar Akademisi tarafından bu yıl 7’incisi gerçekleştirilen araştırmada; aralarında holdingler, enerji, beyaz eşya, GSM, inşaat, otomobil, hazır giyim, gıda, ilaç, ulaşım, bankacılık, elektronik eşya, turizm, sigorta, eğitim, makine, mobilya, perakende, alkolsüz içecek ve akaryakıt sektörlerindeki şirketlerin itibarı ölçümlendi. 5000 kişi ile Türkiye örneklemi kabul edilen 26 ilde yaklaşık 80 bin dakikalık telefon görüşmesi yapılarak gerçekleştirilen araştırma, yine çarpıcı sonuçlar verdi.
“Şirketlerin defter değeri piyasa değerinden farklı”

TİE İcra Kurulu ve İtibar Group Başkanı Ertan Acar, “İtibar, şirket ya da kurum güvenilirliğinin maddi olmayan en önemli ölçütlerinden biridir. Çünkü şirketlerin defter değeri ile piyasa değeri arasındaki farkların en önemli kaynağı onların itibarlarıdır. İşte bu fikirden yola çıkarak ülkemizde lokomotif sektör olarak adlandırılabilecek 20 ayrı sektörü belirledik ve bu sektörlerde 7 yıldır olduğu gibi yine en çok tanınan şirketlerin kamuoyundaki itibarını ölçtük” dedi.
Ödül töreni Temmuzda

Ertan Acar, Türkiye İtibar Endeksi 2017 Araştırması birincileri ile geçtiğimiz aylarda açıklanan Bursa İtibar Endeksi 2017 Araştırması birincilerinin, Temmuz ayında Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu’nda düzenlenecek tören ile ödüllerini alacağını söyledi.
Akademik boyutlu endeks
İtibar Endeksi’nin akademik boyutuna da değinen Acar, “Türkiye’deki şirketlerin geleceğe sağlıklı ulaşmalarını sağlayacak olan TİE’nin raportörü ve akademik destekçisi Yıldız Teknik Üniversitesi İstatistik Bölümü’dür. Gerek araştırmanın bilgi toplama aşamasının kusursuz yapılması, gerek elde edilecek datanın sağlıklı olarak yorumlanması ve gerekse de raporlaştırılması aşamalarında değerli bir akademik oluşumun çalışmalarımıza destek vermesi, ayrıca şeffaflığı açısından da çok önemli” diye konuştu.
Türkiye genelinde tesadüfi seçim metotları ile belirlenen 5000 kişinin telefonla arandığını belirten Acar, “Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan bu modeli biz Türkiye’nin yapısal özelliklerine uyumlu olarak yeniden düzenledik ve ülkemiz insanının çok önem verdiği “güven” ve “gönüldaşlık” kavramlarını da araştırmaya dahil ederek 8 kademede itibarı ölçtük. Sonuçlarla, şirketlerimiz gelecekteki kurum değerlerlerini artırmak adına nasıl bir yol haritası izlemeleri gerektiğini belirleyebilecekler” dedi.

En güvenilir araştırma modeli
“İtibar” ve “Algı Yönetimi” iletişim alanındaki günümüzdeki en stratejik konular olduğuna değinen Ertan Acar şunları söyledi:
“Sağlıklı veriye ulaşmak marka ve kurumlarımız için büyük önem taşıyor. İtibar ve algı yönetimi konusundaki alınacak aksiyonları planlamak ve yapılan iletişim yatırımlarının etkisini ölçümlemek adına birçok farklı itibar ve algı modelleri geliştirildi. TİE’de uygulanan, İtibar Akademisi’nin ‘TİE-Rep İtibar modeli’, ülkemizin kültür ve değerleri, ülke insanımızın değer yargıları ve yaşam biçimi de dikkate alınarak geliştirilmiş, yeni ve farklı bir modeldir. ‘TİE-Rep İtibar modeli’, ilk çıktığından bu yana gelişmiş, bugün tüm dünyada uygulanmakta olan algı araştırmalarında ölçümlenen “aktivizm” kavramını, ülke insanımız değer yargıları da dikkate alınarak  ‘gönüldaşlık’ ekseninde ölçümlemekte. Bu parametre, markaya bağlılık ve markanın elçisi olma kavramlarını, birbirinden bağımsız değerlendiren bir yaklaşım” diye konuştu.
“Bilimsel alt yapı sağladık”
Yıldız Teknik Üniversitesi İstatistik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Hakan Büyüklü, “İtibar endeksi, ekonomik ve finansal içerikli olarak belirlenmiş sektörlerde uygulanıyor. Biz ‘Türkiye İtibar Endeksi’nin akademik içeriğinde yer alıyoruz. İtibarın oluşumu ve gelişimini etkileyen değişkenlerin, faktörlerin izlenmesi ve değerlendirilmesinde üniversitemiz bilimsel altyapıyı sağlıyor” dedi.
TİE’den nasıl yararlanılacak?
Büyüklü “Bu rapor, her şirket için bir navigasyon aracı görevini üstlenecek. Açıklanan raporda 20 sektörün itibar değerleri, her sektörün öne çıkan büyük kuruluşlarının münferiden itibar değerleri, sektör içi rakiplerinden farklılıkları, benchmark kurumdan farklılıkları, neden o noktada oldukları, itibarlarını artırabilmeleri için kamuoyunun ve hedef kitlelerinin onlardan beklentilerinin neler olduğu, hangi beklentiyi ne ölçüde yerine getirirlerse kurum itibarının ne ölçüde artabileceği, buna yönelik öncelikler ve tavsiyeler yer alacak” diye konuştu.
İŞTE 2017 SONUÇLARI:
Türkiye Geneli Sonucu:
Türkiye’nin En İtibarlı Markası:
1. Koç Holding
2. Arçelik
3. Ülker
Sektörlere Göre Sonuçları:
Akaryakıt Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Opet
Alkolsüz İçecek Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Coca Cola
Bankacılık Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Türkiye İş Bankası
Beyaz Eşya Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Arçelik
Eğitim Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası:
Üniversiteler Kategorsinde: Bahçeşehir Üniversitesi
Özel Okullar Kategorisinde: Doğa Okulları
Elektronik Eşya Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Samsung
Enerji Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: EnerjiSa
Gıda Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Ülker
GSM Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Turkcell
Hazır Giyim Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası:
Perakende Kategorisinde: LC Waikiki
Erkek Giyim Kategorisinde: Kiğılı
Kadın Giyim Kategorisinde: İpekyol
jean ve Spor Giyim Kategorisinde: Mavi
Holdinglerde Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Koç Holding
İlaç Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Eczacıbaşı
İnşaat Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Ağaoğlu
Makine Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Makina ve Kimya Endüstrisi
Mobilya Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: İstikbal
Otomobil Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Volkswagen
Perkande Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası:
Gıda Marketler Kategorisinde: Migros
Teknoloji Marketler Kategorisinde: Teknosa
Beyaz Eşya ve Ev Aletleri Kategorisinde: Koçtaş
Sigorta Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası: Allianz Sigorta
Turizm Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası:
Otel Kategorisinde: Sheraton
Tur Operatörü Kategorisinde: Etstur
Ulaşım Sektöründe Türkiye’nin En İtibarlı Markası:
Hava Ulaşım Kategorsinde: Türk Hava Yolları
Kara Ulaşım Kategorisinde: Kamil Koç
TİE bu kez yaş, cinsiyet ve bölgelere göre de en itibarlı markaları açıkladı.
Kadınlara göre Türkiye’nin en itibarlı markaları:
1.) Koç Holding
2.) Arçelik
Erkeklere göre Türkiye’nin en itibarlı markaları:
1.) Koç Holding
2.) Arçelik


18-24 yaş grubuna göre Türkiye’nin en itibarlı markaları:
1.) Koç Holding
2.) Ülker
35-49 yaş grubuna göre Türkiye’nin en itibarlı markaları:
1.) Koç Holding
2.) Arçelik
49 yaş ve üzerine göre Türkiye’nin en itibarlı markaları:
1.) Koç Holding
2.) Arçelik
Bölgelere göre Türkiye’nin en itibarlı markaları:
Marmara Bölgesi:
1.) Koç Holding
2.) Arçelik

İç Anadolu Bölgesi:
1.) Koç Holding
2.) Torku

Karadeniz Bölgesi:
1.) Koç Holding
2.) Ülker

Doğu Anadolu Bölgesi:
1.) Koç Holding
2.) Arçelik

Ege Bölgesi:
1.) Koç Holding
2.) Arçelik

Akdeniz Bölgesi
1.) Koç Holding
2.) Arçelik

Güneydoğu Anadolu Bölgesi:
1.) Koç Holding
2.) Turkcell


yilmazparlar@yahoo.com

22 Ocak 2018 Pazartesi

29.HotelEquipment ve 25.FoodProduct Anfaş fuarı-Ekonomi gazeteciler-Yılmaz Parlar

ANFAŞ FUARINA TAM NOT
29.HotelEquipment ve 25.FoodProduct Anfaş fuarı 17 -20 Ocak 2018 tarihleri arasında gerçekleşen ANFAŞ Fuarı , Başkanlığını Celal Toprak’ın yaptığı Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) tarafından  fuar alanı gezildi. Gazetecilerin görüşlerini sorduğumuzda tam not verdiklerini söylediler.
Turizm ve gıda sektörü bir arada görmenin avantajlarını sunan fuarda standları gezen firma sahiplerinden bilgiler alan ekonomi gazetecileri, katılımcıların B2B görüşmelerden olumlu sonuçlar aldıklarını, iş hacmine çok katkı sağlayacağını dile getirdiler.
Tek çatı altında gerçekleştirilen fuarlarla eş zamanlı olarak çok sayıda söyleşi, seminer, sempozyum ve konferans organize edildi. Etkinlikler ziyaretciler kadar katılımcılarında ilgisini çekdi.
Öztiryakiler standında Tahsin Öztiryaki’ye tamamen gururumuz olan yüzde yüz yerli ürünlerin Dünyanın çok sayıda ülkesine ihraç ettiğini öğreniyoruz.
Özellikle mutfak eşyalarında yaptıkları çalışmaları sergilenen ürünleriyle örnekleyen Tahsin Öztiryaki ile yaptığımız söyleşide  yılda beş milyon adet mal teslim ettiklerini, yüzyirmibeşbin metrekare alanda çalıştıklarını, kapının genişliğinden ortamın sıcaklığına kadar çok şeyi kontrol ederek üretim yaptıklarını, öğreniyoruz.  Dünyanın her köşesine her ürünü satabilmek için belli standartlara ve belgelere sahip olmak gerektiğini vurgulayan Öztiryaki “Ek maliyetler getirsede,   güvenerek ürün yapıp tüm dünyaya güvenle satıyoruz. Güvenerek ürün yapıyor, güvenle satıyoruz. Her yerde yerli malın satılması gerektiğini düşünüyorum. Yüzelliyedi milyar dolar yaptığımız ihracatı bu yıl yüzyetmiş milyar dolar yapacağız. Ocak ayında çok büyük bir artış açıklayacağız” şeklinde cevaplar alıyoruz.

Türkiye’nin tarım ihracatında 20’inci sıralarda olduğunu belirterek, Türkiye’nin dünyanın bir numaralı ihracatçısı olduğunu dile getirdi.

Endüstriyel mutfak alanında Türkiye’nin, yüzlerce firmasıyla dünyanın yüzyirmi ülkesine dört milyar dolarlık ihracat, bir milyar altıyüzmilyon dolarlık ithalat yapan sektör haline geldiğini ilave ediyor. Türkiye’nin dünyadaki mutfak sektöründeki yerini ikinci sıraya yükselttiğini ABD uzakta kaldığını, 

Almanya çok fazla ürün yapan kendi içinde kalan ülke olduğunu, benzer ülkelerden İtalya’dan sonra ikinci sırada olduğumuzu dile getirdi. Ayrıca  cari açık vermeyen sektör olduklarının altını çizdi.
Her yıl farklı bir tasarım temasıyla organize edilen Hotel Design Show, “Retro” temasıyla yola çıkmış.  Etkinlik kapsamında; ANFAŞ, TMMOB İçmimarlar Odası ve Projem Dergi tarafından belirlenen  iç mimar grupları, farklı otel odası ve resepsiyon tasarımı gerçekleştirerek yoğun ilgi gören göze çarpan, standlardan biri oldu.
HOTED-Hotel Kat Hizmetleri Eğitimi ve Dekorasyonu Derneği Alanya tarafından  Uluslararası Housekeeping Olimpiyatları’nda  belirlenen gruplar; yarışmalar çok beğeni alan şova dönüştürdü.  HOTED Alanya tarafından 6.Housekeepıng Olimpiyatları adı altındaki yarışma heyecan çığlıkları izleyicileri gülümsetdi.

Bu yıl 25’inci kez gerçekleştirilen Food Product kapsamında gıda ve içecek sektörüne yön verecek çok sayıda aktiviteyi bünyesinde toplayan etkinliklerden  “Gelenekten Geleceğe Anadolu Yemekleri Yarışması” gerçekleşti. TAFED-Türkiye Aşçılar Federasyonu önderliğinde AGEB-Antalya Gastronomi ve Eğitimciler Birliği’nin düzenlediği etkinlik programında; Türkiye’nin tüm bölgesini kapsayan toplam otuzbeş ilin mutfakları temsil edildi. Workshop, gösteri ve eğitimler gerçekleşti.
Lezzet Dernekleri Federasyonu önderliğinde Türkiye’nin gıda, gastronomi ve turizm sektörlerinde inovatif performans ve uluslararası lobicilik yapılması amacıyla “Avrupalı-Türk Lezzet Elçileri Birliği” Food Product’ta kuruldu.   Platformun kuruluş konferansı kapsamında sektörün yurt içinde ve yurt dışında önde gelen temsilcileri tecrübe ve görüşlerini aktardılar.


yilmazparlar@yahoo.com

25 Aralık 2017 Pazartesi

2018 yılında Türkiye Ekonomisini Neler Bekliyor-Yılmaz Parlar


2018 Doların Yılı Olacak
Cari Açığımız tehlikeli olmaya devam ediyor.

Büyük Kulüp Genç Girişimciler ve İş Hayatı komitesince 23 Aralık 2017 Cumartesi günü Büyük Kulüp salonunda düzenlenen, moderatörlüğü EGD -Ekonomi Gazeteciler Derneği Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği “2018 yılında Türkiye Ekonomisini Neler Bekliyor” konulu panelde, panelistler İSO Başkanı sanayici Erdal Bahçıvan ve Ekonomist yazar Mustafa Pamukoğlu 2018 yılının ekonomisini öngörüde bulundular.
 
Ekonomist yazar Mustafa Pamukoğlu “Cari Açığımız tehlikeli olmaya devam ediyor.- 2018 doların yılı olacak.”dedi. 
Yoğun katılımın olduğu, panelde EGD -Ekonomi Gazeteciler Derneği Başkanı Celal Toprak konuyla ilgili genel bir değerlendirmeyle, Türkiye büyüme rakamına paralel olarak, lisan bilmeyen girişimcilerin yabancı ülkelerde iş yapmalarını, Henüz yeni görüştüğü, sanayide ön plana çıkan  kentlerimizden Bursa’da bir firmanın başarılarını örnekleyen kısa bir girişden sonra Mustafa Pamukoğlu’na 2018 değerlendirmesi için sözü verdi.  

Pamukoğlu açıklanan bütçeyi tekrar rakamlarını açıklayarak;
Türkiye'nin 2018 yılı bütçe giderlerinin 762,8 milyar lira, bütçe gelirlerinin 696,8 milyar lira, vergi gelirlerinin 599,4 milyar lira, bütçe açığının ise 65,9 milyar lira olarak öngörüldünü hatırlatdı. 

Buna göre, Türkiye'nin 2018 yılı ekonomisi hesap kitap durumu şeklinde tabloyu çizdi. “Kısa vadeli borçlar 110 milyar dolar, cari açık 40 milyar dolar, bütçe açığı ( 67 milyar TL) 17 milyar dolar,Toplam döviz ihtiyacı 167 milyar dolar, uzun vadeli borçlardan vadesi gelecekde dikkate alındığında her yıl olduğu gibi 2018 yılında da 200 milyar dolar dövize ihtiyacımız olacak.” 

Pamukoğlu, Faizler inermi yoksa  çıkarmı?  Sorusundan  sunumunu açtı. “Döviz kurların aşrı dalgalanmasını önlemek için faizlerin artması gerekiyor. Merkez Bankası bu silahı yeterince kullanamadı. Öte yandan yüksek faiz reel sektör için ciddi bir maliyet ve nakit akışını bozan olumsuz bir durum. İç tasarrufları artırmak için mevduat faizlerin yüksek olması gerekiyor. Bankalar yüksek faizle topladıkları paraları zorunlu olarak yüksek faizle reel sektöre veriyor. Faiz 2018 de döviz kurları ile birlikde en çok konuşacağımız konuların başında geleceğini söyliyebiliriz.”

2018 de beklenen Dolar ne olur en meraklı sorusuna cevabı; Sürekli cari açık veren bir ekonomi yapımızın zarar ediyor demek olduğunu, bu zararın ancak dış kaynaklarla finanse edilebildiğini, dış borç ve sıcak para bizim ekonomimizin can damarı olduğunu, birikimli olarak milyarlarca dolar cari açık veren, ekonomimizin, dış kaynağa, dolara ihtiyaç duyduğunu, ABD’de faizlerin artması dolar endeksinin de artması demek olduğunu vurgulayan Pamukoğlu,“Dolar ne olur Türkiye’de en popüler soru, dolar ne olur sorusudur. Hayatımıza dolar oldukca sıkı biçimde girmiştir. Doların değerini kabaca ABD ve Türkiye enflasyon farkını dikkate alarak hesaplıyoruz. Bu gün zaten doların değerinin 4,3 TL olması gerekiyor. Öte yandan döviz kurların değerini etkileyecek o kadar faktör var ki bu gelişmelerin çoğunu 2018 de yaşıyacağız. Dolar falcılığı yapmadan şunu söyliyebiliriz. 2018 doların yılı olacak.”dedi.
Reel faizlerin artığını, dünyada dolaşan para azalacağını, gerek ABD gerekse AB de gevşek para politikasından vazgeçtiğini finansa erişimin kolay olamıyacağı görüşünü paylaştı.
Tüketime dayalı bir ekonomi, bu nedenle enflasyonu önlenemediğini, çekirdek enflasyon artığı, enflasyonun düşmediği, enflasyon düşmediği içinde faizlerin indirilemediğini, yüksek enflasyon nedeniyle faizleri düşürülmediğini, yüksek faizin enflasyonu beslediğini, ekonomide yeniden yapılanmanın ve yeni bir sistem yaratmanın, bununda üretmek, katma değer yaratmak olduğunu sözlerine ilave etdi.  
Pamukoğlu “Tüm veriler ve tahminlerimizi dikkate aldığımızda 2018 yılının çok zor bir yıl olacağını; tahminlerde olumsuz bir biçimde yanılmalarda bir ekonomik krizinde doğabileceğini öngörebiliriz. Ancak umutlu olmak bu toprakların çok büyük sorunları aştığını unutmamak lazım. Reel sektöre, Bankacılık sistemine, potansiyelimize, güveniyoruz. Kaygılardan iyimserliğe yelken açıyoruz.” şeklinde umutla sonuçlandırdı.
İSO Başkanı sanayici Erdal Bahçıvan tasarruf etmeyen ekonominin olduğunudu kabul ederek Türkiye ekonomisini son on onbeş yıl öncesinden kısa bir değerlendirmesini yaptı. Yaptığı ufuk turundan sonra gelinen noktanın küçümsenmiyecek farkda olduğunun altını çizdi. Pamukoğlu’nun yabancının turistin parasını almayı bilmeyen turizmimiz olduğu canlanmak için kısa vadede turizme kilitlenmek gerekli.”şeklindeki turizm gelirin, sanayinin can suyu olarak sanayi aktarıldığında, üretimin ekonomiyi şahlandıracağı tezini savundu. Üretim yapmak ve katma değerli ürünlerin ihracatıyla ekonomimizin istenilen seviyelere geleceğini belirten sunum yaptı. Çok yoğun sorularıda cevaplıyan panelistler. İyi niyetlerle. 2018 yılını geçirmemizi dilediler. 

yilmazparlar@yahoo.com  


20 Kasım 2017 Pazartesi

Ayşen Laçinel’e “İnsana ve Doğaya Saygı Ödülü”-Yılmaz Parlar

Ayşen Laçinel’e “İnsana ve Doğaya Saygı Ödülü”

Marka ve insan kaynakları alanlarında yönetim danışmanlığı yapan, eğitimler veren AL Danışmanlık Genel Müdürü Ayşen Laçinel’e, “İnsana ve Doğaya Saygı Ödülü’ verildi. 10 yıldır ‘insana saygı, dünyaya saygı’ mottosuyla çalışmalarına devam eden Ayşen Laçinel, “Sen Kimsin” ve “Liderlik Frekansı” kitaplarını yazdı.
Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD)’nin düzenlediği 9.Küresel Isınma Kurultayı, 17 Kasım 2017 tarihinde, İstanbul Fuar Merkezi Yeşilköy’de gerçekleşti. Bu yıl “Enerjini Depola, Geleceğini Kurtar'' temasının işlendiği kurultaya, gazeteciler, sivil toplum örgütleri ve iş dünyası yoğun ilgi gösterdi. Kurultayda, 9.Küresel Isınma Kurultayı ödülleri de sahiplerini buldu.

Bireylerin %60’ı, yeteneklerinin farkında değil

Konuşmasında bireylerin %60’nın yeteneklerinin farkında olmadığının altını çizen Ayşen Laçinel, kendini unutan bireylerin, yeteneklerini, gücünü ve katacağı farklılıkları unutabileceğini açıkladı. Her bireyin farkedilmesi, değer görmesi ve farkındalığın arttırılması gerektiğini anlatan Ayşen Laçinel, “Ne kadar gelişmiş teknikler ve sistemler kurulursa kurulsun, işi yönetecek olan, ihtiyaçlara ve hedeflere göre güncelleyecek olan insandır” dedi.

Ülkemizin önde gelen kurumlarına marka ve insan kaynakları danışmanlığı yaparken, eğitimler vererek kariyer koçluğu yapan Ayşen Laçinel, etkili bir iletişimin stratejik yol haritasına dair de şunları anlattı “Etkili bir iletişimin yol haritasını şu aşamalar oluşturur. Dinlemek; anlamak; farketmek; konu nedir; amaç nedir; iletişim planı nedir; kiminlesin (yaşı, tarzı, duygusu, değerleri nedir) ve anladığını farkettiğini sentezleyip görülmesi gerekeni karşı tarafa nasıl farkettireceksin” diye konuştu.

yilmazparlar@yahoo.com

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Kuzey Kıbrıs'ta bir ada var, o ada da bizim adamız
KKTC Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Celal Toprak’ın yaptığı Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Buluşmaları Kapsamında Clarion Hotel Golden Horn Hotelde 15 Ağustos 2017 Salı günü Ekonomi  Gazetecilerle Bir Araya Geldi.
Başkan Celal Toprak EGD Buluşmaları konsepti hakkında Bakan Fikri Ataoğlu ve Heyetine kısa bilgilendirme yaptıkdan sonra Bakanın sunumunu kısa tutarak soru-cevaplarla ilerlemenin daha verimli olacağını teklif ederek hiperaktif bir toplantı olmasını sağladı.
Akdeniz’in en önemli turizm destinasyonu olmasına rağmen, büyük bir turizm potansiyeline sahip Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, haketdiği turizmin istenilen seviyeye gelmesi için KKTC Turizm ve Çevre Bakan Fikri Ataoğlu yeni bir tanıtımla faaliyetlerini sürdürüyor. KKTC Turizm ve Çevre Bakan Fikri Ataoğlu ziyaret etdiği seyahat acentalarında Yunan ada reklamları gördüğünü Kuzey Kıbrıs'ta bir ada var, o ada da bizim adamız' şeklinde herhangi bir reklam görmediğini, KKTC diye bir ada olduğunu belirterek, bu adaya sahip çıkılması çağrısında bulundu.
KKTC Turizm Bakanlığınca, her yıl için yüzde elli oran artımaıy hedeflerken Bu sene 1,5 milyon turist öngörüleri var. Ağustos ayına kadar 800-900 bin kişiye geldiklerini hedefi yakalıyacaklarını söyledi.
Bakan Ataoğlu, yaptıkları faaliyetlerden sonra, Rumlarla karşı mücadele verdiklerini ciddi kavgalar yaşadıklarını açıkladı.
Dünya Sağlık Turizm Konseyi içerisindeki yerlerini alırken karşı karşıya kaldıklarını, sağlıkla siyaseti karıştırmamalarını ve kendilerinin de üye olmalarını böylelikle Kuzey Kıbrıs 54’üncü üye ülke, Güney Kıbrıs 55’inci üye ülke olduklarını, sayelerinde Dünya Sağlık Konseyi içerisinde yerlerini aldıklarını ifade etdi.
Basın mensupların sorularını cevaplıyarak ilerleyen toplantıda bir gazeteci arkadaşın sorusuna karşı, İzolasyon ve ambargoların kalkmasıyla ilgili KKTC’de yaşayanların yapacak hiçbir şeyi olmadığını, “Ambargoların kaldırılmasıyla ilgili yapmaya çalıştığımız herhangi bir hareket olursa, 300-400 bin nüfus dediğimiz nüfus, ana vatanın önünde bir takoz olarak durur. Ana vatanın önünde takoz olma niyetimiz yok. 300-400 bin nüfus ne isek bu şekilde devam edebiliriz. Yeter ki ana vatanın önünde takoz olmayalım” şeklinde cevapladı.
KKTC'nin Lefke bölgesinde 1913-1974 yılları arasında bakır madeni işleten Amerikan kuruluşu Kıbrıs Maden Şirketi'nin (CMC), 10 milyon ton tehlikeli atığı kontrolsüz şekilde çevreye döktüğü Sorumuz üzerine üniversitelerle birlikde yürüttükleri çalışmalar sonucunda zehirli atıkların gömülmesi kararına vardıkları cevabı alıyoruz.
Yabancıların ülkelerine gelip yatırım yapmasıyla ilgili olarak;  “Biz kendi kendimize yeteriz, yeter ki biz adamıza sahip çıkalım” açıklamalarında bulundu.
Doğu bölgesindeki Dipkarpaz’da iyileştirme çalışmaları olduğunu, bölgede farklı bir turizm konsepti uygulanacağını, bölgedeki yerel yönetim ve  STK’lar ile yaptıkları görüşmeler sonucunda gelen talepleri değerlendirdiklerini, köy tarzı turizm yatırımı olacağını dile getirdi.
Konaklama hakkında "Geceleme oranında yüzde 42'lik bir artış var. 2016 ile 2017'yi kıyasladığımızda yüzde 50'lik artış hedeflemiştik ve yüzde 50'lik artışa son sürat gidiyoruz. Yatak sayımız 22 bin civarında. Hava ve deniz yoluyla gelen yolcu sayısında yüzde 12'lik artış var. Kara yoluyla girişlerde yüzde 11,3 artış var. Konaklamada ocak ve temmuzdaki doluluk oranı bir önceki yıla göre yüzde 28 civarında artmış."
 Ataoğlu, şu anda sağlık turizminden pay almaya başladıklarını ama hedefledikleri noktada olmadıklarını dile getirdi.
Bakan Fikri Ataoğlu, İsrailli turistler ile ilgili, "Türkiye üzerinden o kadar uğraş vermiş olmamıza rağmen başaramadık. Rum kesiminden şu anda getiriyoruz. Çok mu rahatım. Değilim. Her zaman her yerde olduğu gibi Rumlarla bir gün karşı karşıya kalacağımın bilinci içerisindeyim." dedi. Ayrıca direkt uçuş olayında sıkıntı olduğunu, direkt uçuşların denendiğini ama çok büyük cezalarla karşı karşıya kalındığını söyledi.
Yatırım için alınan arazi ve lisanslar sorusuna  "Arazilerde herhangi bir iptal yapılmış değil. Eylül ayına kadar bir süre tanındı. Bu süre sonunda ilgili firmaların almış oldukları araziler, şartsız, herhangi bir hak talep etmeden iptal edilip bunlar ihale usulüyle yeniden yeni yatırımcılara açılacak. İsimleri deşifre etmeyelim, yatırım yapmalarını istiyorum. Ben kimsenin elinden arazinin alınmasını ve başka birine verilmesini istemiyorum. Tek bir isteğim var; alan arkadaşlarımız bu almış oldukları arazilere bir an önce yatırımlarını yapsınlar, yatak sayımızı artıralım. Bafra Bölgesi'nde önümüzdeki ay sonu veya en geç ondan sonraki aybaşında eğlence mekânlarının oluşturulması planlanıyor. Bafra Bölgesi'nde bu yatırımlar gerçekleştirildiği takdirde ciddi şekilde turist ve istihdam yaratılacak."dedi
Suyun adaya gelmesiniyle hayatı canlandırdığını, Rum kesimine ihtiyac duyduklarında su verebileceklerini söylediğini aktardı.
Toplantı hatıra fotografı çekilerek sonlandı.
yilmazparlar@yahoo.com

20 Şubat 2017 Pazartesi

Kraliçe Elizabeth’in Purcari’si ANFAŞ fuarda

Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Antal Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Badak 'ında hazır bulunduğu, ), ANFAŞ Expo Center'da, 24'üncüsü düzenlenen, Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı (Food Product ANFAŞ Genel Müdürü Murat Özer’in ve ekibin olağanüstü gayretleri sayesinde gıda, tarım, değerlerimizin dışarıya açılması hedeflerine hızla giden ticaret platformu sunan organizasyondayirmibir farklı ülkeden alım heyetlerin bulunduğunu katılımcıların memnuniyetine şahit olduk.


Mevcut pazar paylarını artırmak, uluslararası alıcılara etkin bir şekilde tanıtmak, güçlü bağlantılar kurmak amaçlı fuar katılımcılardan, yerli ve yabancı farklı ülkelerden, binden fazla ürün markalardan gözümüze çarpan et, balık, alkollü içecek grubundan, birkaç stantdan söyleşi bilgileri aktaracağız.


“Purcari şarabı”  İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in favori markası

Moldova'nın Ştefan Voda İlçesinde bulunan, Purcari Şarap Bölgesi'nde 1827'de kurulan ve ilk özel şaraphane olan, yıllar boyunca yüzün üzerinde madalya kazanan, “Purcari şarabı” Dünyanın en uzun süre tahtta oturan monarşi lideri İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in favori markası olduğunu, Moldova Antalya fahri konsolosu Diyar İçkale Gültekin’den öğreniyoruz.


Diyar İçkale Gültekin “Moldovalı şarap imalathanelerinin ve bağların çoğu, Fransa'nın Bordo kentiyle aynı enlemde, güney ve orta Moldova'nın üzüm yetiştirme bölgelerinde bulunur. Purcari, Stefan Voda bölgesinde yer alır.  Her yıl bir milyon şişe şarap üretir.”
Chateau Vartely  Şarap Cabernet Sauvignon, Merlot, Pinot Noir, Chardonnay, Sauvignon Blanc, Traminer, Muscat Ottonel, Pinot Gris ve Riesling yılda yaklaşık 2,5 milyon şişe, kabaca yüzde 65 kırmızı ve 35 oranında beyaz şarap üretmekte olduğunu sözlerine ilave ediyor.

Ticari sorumuza; 2004 yılında şarap ihracatının yarıya yakınını Rusya’ya yapan Moldova, 2014 yılında Rusya’nın şaraplarına ihracat yasağı getirmesinin ardından yüzünü Rusya dışına ve batıya çevirdiği. Ülkenin en ünlü şaraplarından Purcari’nin yöneticisi Victor Bostan, Moldovalı şarap üreticileri olarak stratejik bir plan oluşturmak amacıyla üzüm ve bağcılık kuruluşu çatısı altında örgütlendikleri, Moldova şaraplarını daha başarılı hale getirmek için birlikte çalıştıkları, Purcari şarapları ihracatının yüzde 70’ini Avrupa Birliği ülkelerine yaptığı, ayrıca yüzde 100’ün üzerinde büyüdüğü, Asya pazarında Çin, Kore ve Japonya’ya ihracatını da artırdıgı, cevabı alıyouz


Moldavo’dan ithal edilen Tomaı Chateau Vartely hakkında Diba şarabcılık firması Barış Oktay Ermihan bizlere çok eski zamanlardan beri, Moldova’nın Gök-Oğuz (Gagauzia) bölgesindeki efsanevi Tomai Vadisi mükemmel şarapları ününden bahsediyor. “Tomai vadisinde üretilen efsanevi Tomai Şarapları 200’den fazla Uluslararası Şarap ödülü alan, koleksiyonu olan, dünyanın pek çok bölgesine şarap ihraç eden tesisine sahipdir. Tomai koleksiyonundaki şaraplar;Türkiye, Rusya, Ukranya, Kazakistan, Kırgızistan, Belarus, Romanya, Litvanya, Estonya, Polonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, İsrail, Hollanda, Ghana, Amerika Birleşik Devletleri gibi dünyanın pek çok ülkesine ihraç edilmektedir.”  

DİBA Şarapçılık, Saugvignon White Semidry, Chardonnay White Semidry, Riesling White Semidry, Muscat White Semisweet, Cabernet Red Semisweet, Seperavi Red Semidry, Merlot Red Semidry, Pinot Franc Red SemisweetCabernet Red Sec,  Tomai Kupaj Red Sec, Pinot Noır Rose Sec şarabları turizm pazarlara hizmet vermekdedir.


Damak köfte Katar Yolunda;
Damak Köfte işletme Yöneticisi Murat İşözen, Damak köfte iç Pazar kadar dış pazardada pay almak hedefinde olduklarını Helal et olarak İslam ülkeler başta olmak üzere tüm Dünya pazarına açılacaklarını söyledi.


Firma hakkında bilgilenmek istediğimiz üzerine “1992 yılından beri Trakya’da faaliyetini sürdürmektedir. 2015 yılı mayıs ayında markayı satın aldık ve çalışmalarımıza başladık. Tek kalitede üretilen üretim, 4 kalite ve iki marka altında vermeye başladık. Yirmibir çeşit köfte üretmekteyiz. Yani herkese her keseye uygun mal bulabilirsiniz. Onun için -Damak köfte size yeter- diyoruz.

Buradaki amacımız Akdenizim incisi Antalya’da yeni bir Pazar yaratmak, Ayrıca bu fuarın Uluslar arası olma özelliği ile yurtdışında müşteri bulmak.
Bizim hedef ülkemiz Katar ve Dubai şu anda Katar’da iki büyük distribütörümüzle girişimlerimiz sürüyor. Muhtemelen mart ayı içinde ihracata başlıyacağız.” Şeklinde sözleri alıyoruz.


 Kılıç 6 yıldır ihracat şampiyonu

ince zengin olan, kalp ve damar hastalıkları, bağırsak sağlığınıgöz sağlığı başta olmak üzere pek çok hastalıkdan koruyan, bağışıklık sistemini güçlendiren, cildin yaşlanmasını geciktiren, saçların canlanmasını sağlıyan balık Ülkemizin üç tarafı denizle kaplanmasına rağmen yeterince besin olarak tüketiliyormu ? Sofralarda sadece mexe olarakmı yer alıyor işte Kılıçdeniz firması standı bu seferki durağımız oluyor

 Kılıç Akdeniz Bölgesi Müdürü Kadir Kökdal’dan ürünleri hakkında bilgiler alıyoruz.Türkiye’nin taze balık markası Kılıç olarak, ülkemizde bir ilki daha gerçekleştirip, “kaya levreği” ve “füme alabalık” çeşitlerini konserveleyerek balık tutkunlarının beğenisine sunduk.
 26 yıl önce 1990’da Salih Adası’nda, Kılıç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Orhan KILIÇ tarafından kurulan su ürünleri sektöründe, çevreye verdikleri önemle ve en son teknolojileri kullandıkları, tam entegre tesislerinde faaliyetlerine devam ettiklerini, Bodrum’dan başlayan ve çeyrek asıra yaklaşan Su Ürünleri Sektörü’nde, 1600 kattan fazla büyüdüklerini, Muğla’dan dünyanın 5 kıtasındaki 50’den fazla ülkeye yaptıkları100 milyon Dolar’ı aşan ihracatla 6 yıldır üst üste Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektörü’nün ihracat şampiyonu olduklarını söylüyor.

yilmazparlar@yahoo.com